Uçan Haşereler

"Bilimsel , Teknolojik ve Ekonomik Çözümler ile Haşere,Böcek,Kemirgen,Sürüngen,Kuş Gibi Halk Sağlığına; Zarar Veren Tüm Vektör Sorunlarına Son Veriyoruz"

Ana Sayfa Haşere Sorunları Haşere Mücadelesi İlaçlama Hizmetimiz Kovucu Cihazlar Mücadele Ürünleri

Halk Sağlığı

OTAŞ ©

 

 

 

 

 

 

 

Haşere Kontrolü Hakkında

Vektörler ile Mücadele Uzmanlık Gerektirir !!! Zararlılar  ile  mücadele ve kontrol yöntemleri  bir  halk  sağlığı  hizmetidir. Etkin ve  sağlıklı  bir  mücadele  için; halk  sağlığında  uzmanlık,   tecrübe, insektisit  bilgisi,  haşere  biyolojisi, uygulama  teknikleri, sağlığa  etkisi  bilgileri  yanında  Güvenilirlik  ve  Garanti  aramak  gerekir. Bu  yeterliliğe  de  ancak  halk  sağlığı  dalında  Tecrübesi  olan  kuruluşlar  verebilir... !!!!          Haşere  mücadelesinde  kullanılan  ilaçlar  WHO  (Dünya Sağlık Örgütü)  ve  Sağlık  Bakanlığı  onaylı  Son  derece  güvenli  ürünler  olup  profesyonel  kullanımda  çevre  ve  insan  sağlığı  açısından  tehlike  arz  etmemekte  leke  ve  koku  bırakmadığından  ilaçlanan  mekanların  terk  edilmesi  havalandırılması  ve  işyerlerinde  üretime  ara  verilmesi  söz  konusu  değildir...... !!!Uygulamalarımızda Son sistem Elektrikli,Tüm mekanı zemin,duvar,Tavan dahil ilaçlayan 8 metre etkin mesafeli ULV Cihazları kullanımaktayız.  Amacımız   Sizlere en etkili uygulamayı,en güvenli ve ekonomik olarak sunmaktır.  Haşerelerle  Siz  Uğraşmayın  !!! Hijyenik ve  Sağlıklı  bir  ortam  için  bizi  arayınız !!!                     OTAŞ ©                              Tel: 0312   4918791

    TCMB   

Bugün:  

 

OTAŞ Endüstri ve Ticaret

İlkbahar mh. Ukrayna Cd. 591 Sk. No: 7  Çankaya/ANKARA

Tel : 0 312 4918791

Fax : 0 312 4919095

E-Mail :

Ankara ili dışında subemiz yoktur Ürün talepleriniz Kargo ile gönderilir.

Aynı İçerikli Web Sitelerimiz:

Google

Web
www.osman.com.tr
www.otas.com.tr
www.otaş.com.tr

 
 
  UÇAN HAŞERELER

  

ULUSAL ZEHİR  MERKEZİ (UZEM) : 114 (Ücretsiz)
 

"KARASİNEK"

BİYOLOJİSİ: 0.5-1 cm boyunda siyah gri renktedirler. Çöp ve gübre gibi nemli organik madde bulunan yerlere 100-150 tanesi yığın halinde yumurtalarını bırakır. Çıkan larvalar organik maddelerle beslenir ve sıcak havada ortalama 7-8 günde sinek olarak uçar. Çok çabuk ürerler. Her türlü gıda ve çöp artıklarıyla beslenirler ve ortalama 3 km uçarak çevrede insanların yaşadığı her yeri istila ederler ve vucutlarında çok çeşitli hastalık mikropları taşıdığı için her dolaştığı şeye mikrobu bulaştırırlar. Zira her 5 dakikada bir gezdiği yerlere dışkı bırakırlar.

"Kolera, Diare, Dizanteri, Hepatit, Çocuk Felci, Gıda zehirlenmeleri, Selmonellosis, Verem gibi hastalıkları bulaştırır."


KARA SİNEK'ler insanlarla iç içe yaşarlar ve kendi içlerinde bir aile oluştururlar.(Özellikle Musca,Famma,Muscina ve stomoxys türleri).Lavra ve pupaları hayvan ölüsü ve canlı hayvanda büyüyen Chrysomya,Calliphora,Lucilia ve yumurtalarını et ve et ürünleri üzerine bırakan sarcophaga gibi pek çok türleri vardır.kara sinekler kokuya çok hassastırlar.et ve meyva çürüklerinde sürü oluştururlar.Aynı zamanda ısıyada çok duyarlıdırlar ve sık sık bulundukları çalılıklarda veya bitkilerin yapraklarının gölgesinde dinlenirler.Beslenme yerleri hayvan ve insan artıkları ve geniş çapta da insan ve hayvan dışkılarıdır.Genel olarak çöplük ve lağım birikintileri bu sinekler için ideal beslenme yerleridir. KARASİNEK'lerde Yapılan deneysel ve epidemiyolojik çalışmalar göstermiştir ki bu sineklerin pis artıklarla,pis beslenme alışkanlıkları yüzünden vücutlarının gerek iç yapısında,gerek dış yapısında patojen mikroorganizmaları (Virüsler,bakteriler,protozoalar,helminth yumurtaları gibi)barındıkları saptanmıştır.Gündüzleri yiyecek temin edebilecekleri yerlerde yaşayan bu sinekler,geceleri dinlenmek için eşyaların kenarlarında,iplerde,tellerde ve tavanlarda konaklarlar.Karasinekler ısı ortalamasının yüksek olduğu zamanlarda geceleri dışarıda bine yüzeylerinde,çitlerde veya parmaklıklarda,ağaçlarda ve çalılarda dinlenirler.Ev sinekleri genellikle evlerde yaşarlar fakat esas kaynakları çöplükler ve hayvan barınaklarıdır.Şehir dışındada bu gibi yerlerde yaşayan ev sinekleri ulaşım araçlarıyla şehir içlerine taşınırlar.Bir karasinek yumurtadan 1 gün sonra lavra olarak çıkar ve 7 günde pupa dönemine gelir.Pupa döneminden'de 2-4 gün arasında yetişkin hale gelir ve 10 gün sonra yumurtlamaya başlar.Yumurtalarını çöp ve lağım birikintileri,hayvanlar ve hayvanların yaşadıgı yerlere,beslendikleri alanlara bırakırlar.Larva ve pupalar buralarda beslenerek gelişir ve yetişkin hale gelirler.

KARASİNEKLER (HOUSE FLIES)

ÜREME ALANLARI (BİOTOPLARI);

bullet Her türlü besin artıkları ve bunlardan oluşan çöplükler,
bullet Hayvan bakım yerleri ve hayvan dışkılarından oluşan gübrelikler,
bullet Açık lağım,kanalizasyon bağlantısı olmayan tuvaletler,
bullet  Açıkta rastlanan insan ve hayvan dışkıları
bullet Hayvan leşleri,
bullet Gıda ve deri ile ilgili sanayiden dökülen artıklar,
bullet Mezbaha ve hayvan kesim yerleri

Balık pazarları, semt pazarları, piknik yerleri.

KARASİNEK YUMURTALARI;

Bir defada 100-150 adet yumurta bırakırlar.Ortam sıcaklığı;

KARASİNEK LARVALARI;

    3 Kuşaktan meydana gelir.Ortam sıcaklığı;

  1. 20-27C..........3-4 gün
  2. 15-20C..........7-10 günde gelişir.

KARASİNEK PUPALARI;

    Kuru ortamda gelişir.Ortam sıcaklığı;

  1. 20-27C..........3-5 gün
  2. 15-20C..........7-14 günde gelişir.

KARASİNEK ERGİNLERİ;

bullet 20-27C..........12-24 saatte yumurta gelişir
bullet 15C altında , 40C üstünde yumurta gelişmez.
bullet Çok kuru ve çok sulu ortamda yaşayamazlar.
bullet 40-50 gün yaşarlar,
bullet 5-6 defa yumurta bırakırlar,
bullet Yumurtadan ergine kadar gelişme dönemi: Ortam sıcaklığı;

    16C..........49 gün
    20C..........20 gün
    30C..........10-12 gün

KARASİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;

bullet 40' tan fazla hastalığın etkenlerine Mekanik Vektörlük yaparlar;
bullet Kolera-Para Kolera
bullet Tifo-Para Tifo
bullet Çocuk yaz ishali
bullet Trahom
bullet Basilli ve amipli dizanteri
bullet Tüberküloz
bullet Bruselloz (Malta ateşi)
bullet Çocuk felci
bullet Miyaz
 
bullet

KONTROL ÖNLEMLERİ:


Çöp ve gübreleri muntazam kaldırmak ve bunların üzerine üremeyi önlemek için larvasit atmak.

Uçan haşerelerin eve girmesini önleyici pasif tedbirler almak (tel sineklik, cızz türü sinek yakalayan cihaz yakmak gibi)

Profesyonel sevise başvurup üreme yerleri ve uçkun mücadelesi için yardım almak gerekir. Ayrıca sineğin çok girdiği kapalı alana kalıcı etkili uygulama yapılarak 25-30 gün süreyle gelen sineklerin devamlı ölerek yoğunluğunu çok düşürmek de mümkündür.

bullet Cadde ve sokaklar,Pazar yerleri günlük olarak temizlenmeli
bullet Çöpler ağzı kapalı olarak naylon çöp torbalarında biriktirilmeli
bullet Belediye kuruluşları tarafından çöplerin gece toplanması temin edilmeli
bullet Boşaltılan konteynırlar yıkanmalı
bullet Çöplerin üzeri toprakla kapatılmalı
bullet

Sayfa Başına Dön

 

SİVRİSİNEK'LER

BİYOLOJİSİ: Anofel ve Küleks olmak üzere iki ana gruba ayrılır ve birçok türleri vardır. Temiz,sıcak, serin, kirli her türlü su birikintilerinde ürerler, Yumurtalarını su birikintilerine tek tek ve grup halinde bırakırlar. Larva ve Pupa (kurtçuk) döneminden sonra uygun ısıda 8-9 günde ergin sinek haline gelir. Dişileri yumurtlamak için canlı kanı emmek zorundadır. Bu sebeple insanları çok rahatsız ederler. Nemli ve loş ortamlarda barınırlar. Geceleri faaliyet gösterirler. Erkekleri meyve ve bitki özsuyu ile beslenirler. En az 3 km uçarak ürediği yerin çok geniş mesafelerine kadar yayılırlar ve canlıların yaşadığı ortamda yoğunlaşırlar.


Anofeller Sıtma hastalığını yaymada rol oynar. Ayrıca Fil hastalığı, sarı humma, Nil humması, Beyin iltihabı gibi hastalık yayılmasında da önemli rolleri vardır.

Bir sivrisineğin çok çabuk kan emebilmesi hayati bir öneme sahiptir. Bunun için de sivrisineğin kan emme sistemi, kanın yapısı ile % 100 uyumlu olmalıdır.

Kanın akışkanlığı, çoğu sıvıdan farklı olarak içinde aktığı tüpün çapına bağlı olarak değişir. Büyük çaplı tüplerde alyuvarlar kan sıvısı içinde rastgele dağılarak rahatça hareket edebilirler. Ama milimetrenin onda birinden küçük çaptaki tüplerde kanın akışkanlığı düşmeye başlar. Çünkü bu çaptaki borularda kan hücreleri yassılaşarak tüpün merkezinde yoğunlaşırlar. Milimetrenin "yüzde birinden küçük" çaplı borularda ise kanın akışkanlığı en az miktarda gerçekleşir. Çünkü kan hücres_dogadaki_muhendislikinin çapı borununkine yaklaşmıştır ve kan emmek, bir kamışla bezelyeleri emmek kadar zorlaşmıştır.

İşte bu noktada kan emerek beslenen canlıları incelediğimizde şaşırtıcı bir uyumla karşılaşırız. Sivrisineklerin ve diğer kanla beslenen canlıların emme borularının çapı milimetrenin yüzde birinin altına düşmez.Bu sayede bu canlılar kan emerken hiçbir zorluk çekmezler.

Bu konuda istisna olmaması ve aynı mükemmelliğin kan ile beslenen bütün canlılarda olması dikkat çekicidir. Tüm böcekler kan hücrelerinin çapını ölçmüş ve ona göre bir boru dizayn etmiş olabilirler mi? Yoksa çeşitli denemelerde bulunmuş ve bu denemeler sonucunda kan hücrelerinin geçebileceği kadar geniş ama aynı zamanda da hücrelerin hareket kabiliyetlerini kısıtlamayacak kadar küçük bir boru tespit etmiş olabilirler mi? Eğer böyle ise ilk başta hata yapmış olanlar, soylarını yok olmaktan kurtaracak bu tecrübeyi sonraki nesillere aktarmayı nasıl başarmış olabilirler?

Elbette bunlar gerçekleşmesi kesinlikle mümkün olmayan ihtimallerdir. Öncelikle bir böceğin başka bir canlının vücut yapısından, bu canlının damarlarında kanın dolaştığından, bu kanın içinde çeşitli hücrelerin bulunduğundan, bu hücrelerin kanın akışkanlığını etkilediklerinden haberdar olması gibi bir durum söz konusu değildir.

Bir kitapta ya da dergide sivrisineklerin vücut yapılarının tam kan emmeye uygun niteliklerde olduğuna dair bir haber okuduğunda normal akla sahip bir insanın aklına asla böyle ihtimaller gelmeyecektir. Bunu böceğin bir gün kendi kendine keşfettiğini de düşünmeyecektir. Çünkü bu uyumun tesadüfen oluşamayacağı akıl sahibi her insanın takdir edebileceği kadar açıktır.

Kaldı ki sivrisineğin kan emebilmesi için, kan hücrelerinin geçebileceği büyüklükte bir borusunun olması da tek başına yeterli değildir. Her şeyden önce kanı boru içinde hareket ettirecek bir kuvvete, dolayısıyla bu kuvveti ortaya çıkaracak bir sisteme de ihtiyaç vardır. Sivrisineklerin kafalarının içinde kaslar ve bu kaslar kasıldığında genişleyen boşluklar vardır. Kaslar kasılır ve genişleme ile birlikte basınçta düşme gerçekleşir. Bunun sonucu olarak kan beslenme borusunun içinde yukarı doğru akar.



KONTROL ÖNLEMLERİ:

Durgun su birikintilerini yok etmek.

Her türlü birikinti suya, kanala, foseptiğe, havuza ve göle belli periyotlarla larvasit (larva öldüren ve üremeyi durduran) atmak en etkili ve en ekonomik yöntemdir.

Uçkun mücadelesinde ise Termal Fog, ULV, Soğuk sisleme veya rezidüel (kalıcı) uygulama metotlar ortama göre uygun ekipmanlarla yapılır. Geniş alanlarda iyi bir araştırma ve planlama yapmak gerekir. Bu sebeple bu konuda tecrübeli, profesyonel uygulayıcı gerekir.

  • SİVRİSİNEK TÜRLERİ

    ERGİN CULEX, ANOPHELES, AEDES TÜRLERİ

    SİVRİSİNEK ÜREME ALANLARI(BİOTOPLARI);

          ~ Bataklıklar ve yavaş yavaş akan akarsular, göller, dere ve nehir kıyısındaki durgun su odakları,
          ~ Çayır ve ormanlık alandaki biriken kar ve yağmur suları,
          ~ Sulama kanalları,çeşme yalakları,
          ~ Çeltik üretim tarlaları,
          ~ Temel çukurları, taş oyukları, ağaç kovuklarında biriken sular,
          ~ Konutların balkonunda bulunan saksı, bidon gibi su biriken kaplar,
          ~ Bahçelerde bırakılan fıçı, kova ve oto lastikleri,
          ~ Bodrum katlarındaki su birikintileri,
          ~ Açıkta akan lağım suları ve foseptik kuyuları.

        CULEX, ANOPHELES, AEDES YUMURTALARI;

          Su Isısı; 10C..........30-40 gün
          15C..........26 gün
          20C..........18 gün
          25C..........14 gün
          30C..........11 gün
          35C..........7 gün içinde LARVA dönemini tamamlar.

        CULEX, ANOPHELES, AEDES LARVALARI;

          Su ısısı;

            15C..........4-5 gün
            20C..........2,5 gün
            25C..........>1,5 içerisinde PUPA dönemini tamamlar ve ergin sivrisinek haline gelir.

          Ergin sivrisinekler üredikleri alandaki ot, yosun,bitki özsuyu ve birikinti sularla beslenerek 6-12 saat içerisinde döllenmek amacı ile üreme ortamını terk ederler.

        DÖLLENEN DİŞİ SİVRİSİNEĞİN EMME VE YUMURTA GELİŞTİRME EVRESİ;

          ~ Ortam ısısı;

        1. 15C..........7 gün
           

        2. 30C.........1-2 gün
           

        3. 35C.........>yumurta gelişmez.

          ~ Biotoplara (jitlere doğru) uçmak, 12 saat
          ~ Tekrar kan emmek ve ikinci kez yumurtlamak, 2-3 gün
          ~ Yaşam süresi: 60-70 gün
          ~ Yumurtlama periyodu: 3-10 defa
          ~ Kışın havaların soğuması ile vücutları yağlanır ve kışlamaya girerler.
          ~ Yazın çok sıcak ve kurak havalarda yarı kışlamaya girerler.

        SİVRİSİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;

          ~ Protozoonlar (Sıtma)
          ~ Helmintler (Brugia malayi, Wuchereria bancrofti)
          ~ Arbovirüsler (Deng humması, Sarı humma, Batı nil humması)
          ~ Meningo-Ensefalitler (St.Louis ensefaliti, Batı at ensefaliti, Kalifornia ensefaliti)

     sıtma,filaryoz(kan ve bağırsak parazitlerinin neden oldugu hastalıklar)dang humması,sarı humma,sığır ve koyunlardan insana geçen vadi humması,Ensefalit'i (beyin iltihabını)bulaştırırlar.pek çok türleri vardır.En yaygın olanları ve ülkemizde görülenleri Anopheles spp,Cluex spp ve Aedes spp'dir.

    *SİVRİSİNEK KONTROL YÖNTEMLERİ

    Tesbit edilen üreme ve barınma yerlerinde aşağıdaki işlemler yapılmalıdır

    ~ Birikinti sular boşaltılmalı

    ~ Foseptik kapakları kapatılmalı

    ~ Kanallara akıntı verilmeli

    ~ Çukurlar doldurulmalı

    ~ Otlanma engellenmelidir

    Sayfa Başına Dön

  •  

    Tatarcık'lar


    BİYOLOJİSİ: Küçük vücudu sık kıllarla örtülü, donuk sarı renkli, 1,5 - 3 mm boyunda sineklerdir. Doğada hayvan barınaklarında, mağaralarda, evlerdeki loş yerlerde yaşar ve geceleri insanlardan, hayvanlardan kan emerler. Yumurtalarını bitkisel ve yaş atıkların üzerine bırakırlar.

    Şark çibanı, humma gibi hastalıkların yayılmasında rol oynar.

    KONTROL ÖNLEMLERİ:

    Kontrol

    İnsektler arasında mücadelesi güç olanlardan birisi de tatarcıktır. Endemik bölgelerde geceleri ilaçlama yapılmalı ve yaşanılan mekanların çevresine kalıcı insektisid atılmalıdır.Ev içine, hayvan barınaklarına ve diğer barınma alanlarına kalıcı püskürtme yaparak mücadele edilir.


    TATARCIK: Bunlar şark çıbanı,kalaazar ve tatarcık humması bulaştırır.Bunların dişileride kan emerler,geceleri uçarlar ve ömürleri çok kısadır.Genellikle 2-3 haftadan fazla yaşamazlar.Dişileri yumurtalarını kaya diplerine,ağaç kovuklarına,organik maddelerden zengin,rutubetli ve gevşek topraklara bırakırlar.Tabiatta tatarcık yumurtalarını,lavra ve pupalarını bulmak çok güçtür.Tatarcık insektisitlere karşı çok duyarlıdır.

    Küçük vücudu sık kıllarla örtülü, donuk sarı renkli, 1,5 - 3 mm boyunda sineklerdir. Doğada hayvan barınaklarında, mağaralarda, evlerdeki loş yerlerde yaşar ve geceleri insanlardan, hayvanlardan kan emerler. Yumurtalarını bitkisel ve yaş atıkların üzerine bırakırlar.Şark çibanı, humma gibi hastalıkların yayılmasında rol oynar.Tatarcık humması, akut, hafif seyirli, enfekte kişide sınırlı bir gelişimi olan ve tatarcık sineği ısırmasıyla bulaşan virüs etkenli bir hastalıktır. İnsanlar dışında bu virüslerin hastalığa neden olduğu başka bir canlı türüne rastlanmamıştır. Orta Doğuda tarla farelerinin ara konakçı olduğu düşünülmektedir. Akdenize kıyısı olan ülkelerde, Balkanlarda, Afrika nın doğu kesimlerinde, Rusya ve Orta Asya ülkelerinde, İran, Irak, Pakistan, Hindistan, Panama, Brezilya ve Trinidad adalarında görülür. Panama ve Brezilya daki olgular genellikle salgın şeklinde değildir ve daha çok ormanla ilişkisi olan insanlarda rastlanmaktadır. Görevli veya turist olarak Kıbrısa gidenlerde sık olarak görülür. Halk arasında Tavuk Hastalığı olarak da bilinir. Tatarcık hummasının Phlebotomus papatasii ile bulaşan bir virüs hastalığı olduğu 1909 da bildirilmiştir. Tatarcık hummasının etkeni Arbovirüs ailesinden olan bunyavirüs grubundan bir RNA virüsüdür. Tatarcık humması 20 - 45 kuzey enlem dereceleri arasındaki endemik bölgelerde ve vektör phlebotomusların bulunduğu ülkelerde görülür.

    Tatarcık Sinekleri (Flebotom) :Tatarcık sinekleri; tropikal bölgelerde yıl boyunca hastalık bulaştırabilirlerken, daha soğuk iklimlerde sadece sıcak aylarda etkilidirler. Orta Doğu ve Orta Asyada hastalık sıcak ve kurak aylarda (yaz veya sonbahar ayları) gözlenir ve insanlara enfekte tatarcık sineklerinin (phlebotomus papatasii) ısırmasıyla bulaşır. Tatarcık sinekleri; sadece bir kaç milimetre boyunda olan sinekçiklerdir. Sadece dişi tatarcıklar insanları ısırır. Isırılan kişi eğer allerjik bir yapıya sahip değilse ısırılan yerde ağrı hissetmez ve lokal irritasyon görülmez; ısırılanların sadece % 1 lik kesimi ısırıldığının farkına varmaktadır. Tatarcık sineği geceleri beslenir, gündüzleri karanlık yerlerde bulunur (duvar çatlakları, mağaralar, evler ve ağaç kovukları). Yumurtlama kan emdikten bir kaç gün sonra olur. Yumurtaların kanatlı tatarcıklar haline gelmesi için yaklaşık 5 haftalık bir süre gereklidir. Yetişkin bir tatarcık sineği sıcak ortamda bir kaç hafta yaşar. Flebotomların hastalardan kan emerek virüs almaları, hastalık belirtilerinin başlamasından iki gün evvel ile hastalık belirtilerinin kaybolmasından 24 saat sonrası arasında olur. Bu süre dışında hastalardan kan emen dişi flebotomlar enfekte olmazlar. Tatarcıklar kan emdikten 6 - 10 gün sonra bulaştırıcı olurlar ve ömürleri boyunca bulaştırıcı kalırlar. Virüs, yumurta ile bir nesilden diğerine geçer. Bu sinekler zemine yakın yerlerde bulunduğundan ve 3-4 m. yüksekliğe uçamadıklarından büyük binalarda hastalık daha çok alt katta oturanlar arasında görülmektedir. Uçuş menzilleri 100 metreyi geçmez. Gündüz dinlenir, gece uçarlar. Dişi tatarcıklar yumurtalarını kaya diplerine, ağaç kovuklarına, organik maddelerden zengin nemli ve gevşek topraklara bırakırlar. Doğada tatarcık yumurtalarını, larva ve pupalarını bulmak çok güçtür. Deri içi veya ven yoluyla aşılanan insanların %5 kadarı infeksiyona tutulmamakta, % 50 - 75 inde ise hastalık belirtileri ortaya çıkmamaktadır.

    Belirtiler :Tatarcık sineğinin ısırdığı insanlarda, ısırığın olduğu yerdeki deride kaşıntılı kabarıklıklar oluşur ve 5 gün kadar devam eder. 3 - 6 günlük bir inkübasyon dönemini takiben hastalık aniden ortaya çıkar. Ateşin ortaya çıkışından 24 saat önceki ve 24 saat sonraki periyotta kandan virüs elde edilebilir. Hastalık genel olarak birdenbire, titreme veya ürpermelerle ateşin yükselmesi şeklinde başlar, bazı hallerde önceden kırıklık, başdönmesi, bacak ve karında anormal hisler olabilir. Başlangıçta veya daha sonra baş ağrısı, gözlerde yanma, göz arkasında göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrılar, ensede ve sırtta sertlik, oynaklarda ve taraflarda ağrılar, tat alma duyusunda değişiklikler, iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık veya sürgün, boğazda ağrı, burun kanaması, baş dönmesi olabilir. Damakta küçük veziküller görülebilir ve maküler veya ürtikeryal döküntüler gelişebilir. Ateş, 39 - 40 oC ye kadar yükselebilir. Genellikle ateş 2 - 4 gün kadar sürer (3 gün ateşi) ve bol terleme ile düşer; ancak ateş, 1 - 9 gün de sürebilir. Bazen ateş düştükten sonra kısa süren bir yükselme de görülebilir. Nabız yavaşlar. Tatarcık hummasında yüz ve boyun kızarmıştır. Gözde konjuktivadaki kanlanma ucu korneaya varan bir üçgen şeklinde dikkati çeker, fotofobi ve gözde yaşarma olabilir. Ağızda yumuşak damakta ve yutağın arka cidarında kanlanma olabilir. 2 - 12 hafta içerisinde hastaların % 15 inde ikinci bir atak gelişmektedir. Nadiren splenımegali gelişir, lenfadenopati gözlenmez. Ateşin ilk günü kanda lökosit sayısı normaldir, lenfositler azalabilir ve nötrofillerin sola sapması ile gençlerin çoğalması görülebilir. Ikinci veya üçüncü günler kanda lökopeni polinukleoz yerleşir. Hastalığın sonunda veya iyileşme sırasında lökopeni belirgindir. Diğer arbovirüs enfeksiyonlarında olduğu gibi tatarcık humması da aseptik menenjitle ilişkili olabilir. Hastalık kendiliğinden iyi olur, ölüm bilinmemektedir. İyileşme sırasında ateş ve belirtiler depreşebilir, geçici depresyonlar görülebilir.

    Laboratuvar :Beyaz küre sayısındaki değişiklikler hastalıktaki tek pozitif laboratuvar bulgusudur. Düzeldikten 5 - 8 gün sonra lökositlerdeki değişiklikler tamamen normale döner. Tanı genellikle klinik bulgular ve bölgesel bilgiler ışığında konur. Serumda antikor titresinde artış saptanabilir.

    Bağışıklık :Bağışıklık tipe özgüdür ve bu bağışıklık en az iki yıl devam eder. Hastalığın endemik olduğu bölgelerde virüsün 20 kadar alt tipi vardır fakat bunlardan yalnızca 5 i hastalık yapıcıdır. Endemik bölgelerde hastalık çocukluk çağında geçirilir ve bir bağışıklık meydana gelir. Bu bölgelere gelen bağışıklığı olmayan yabancılar mesela askerler ve turistler sıklıkla bu hastalığa yakalanırlar.

    Tedavi ve Korunma :Hastalık ilerleyici değildir ve özel bir tedavi gerektirmez. Şikayetlerin tedavisi, yatak istirahati, uygun sıvı verilmesi ve aspirin ile analjezi önerilebilir. Hastalar, tatarcık geçirmeyen bir cibinlik içinde yatmalıdırlar. Insektisitlerle tatarcıklara karşı savaş çok etkilidir.

     

    GÜVELERİN UZMANLIK KONUSU: SES ÜSTÜ DALGALAR

    Bir hayvanın hayatta kalabilmesi için düşmanını ya da avını fark edebilmesi en acil ihtiyacıdır. Bazı güve türleri bu konuda büyük bir avantaja sahiptirler. Çünkü en büyük düşmanlarının yani yarasaların avlanırken kullandıkları yüksek frekanslı sesleri duyabilirler.

    Tufts Üniversitesi'nden birkaç öğrenci ve bilim adamı, gece güvelerinin merkezi sinir sistemini incelemişlerdir. Amaç güvenin merkezi sinir sistemini kulağa bağlayan algıların düzeninin şifres_dogadaki_muhendislikini çözmek ve güvenin yarasadan nasıl kurtulduğunu bulmaktır.

    Araştırmalar sonucunda kulaklarındaki özel sistem sayesinde güvelerin, yarasanın avlanma sistemini deldikleri anlaşılmıştır. Yarasa ile ilgili haberler, güvenin kulağından merkezi sinir sistemine sadece iki lif aracılığıyla gönderilir. Basit bir yapıya sahip izlenimi veren bu sistem aslında güvenin ses üstü dalgaları algılamasını sağlayacak kadar mükemmel bir tasarıma sahiptir.

    Düşmanın Savaş Planını Ele Geçirme

    Böcekçil yarasalar gece karanlığında uçarken, bir seri yüksek frekanslı çığlık atarlar. Böylece yankıların kaynağının yönünü ve uzaklığını belirleyerek avlarını bulmayı başarırlar. Bu radar o kadar hassastır ki yarasaların sivrisinekten bile küçük böcekleri bulup yakalamasını sağlar. Yarasa çok başarılı bir avcıdır, ancak bazı gece uçan güve türleri -Noctuidae, Geometridae ve Arctiidae ailesinin üyeleri- yarasaların ses üstü çığlıklarını duyabilen kulaklara sahiptir. Bu kulaklar güvelerin kanatlarının altında bulunur ve "erken uyarı sistemi" gibi çalışırlar. Bu sayede yarasaya av olmaktan kurtulurlar.

    Bir y