|
Bir Başka Şaşırtıcı Savunma Yöntemi
Macrotermler Afrika'da yaşayan ve tümsek biçiminde yuva yapan bir
termit türüdür. Bu türde, koloninin savunması bir grup dişinin görevidir.
Bu dişiler kısır ve yuvadaki diğer termitlere göre daha küçük yapılı
askerlerdir. Daha iri bir vücut yapısına sahip olan kraliyet muhafızları
ise saldırganların, genç larvaların ve kraliyet çiftinin bulunduğu iç
bölüme girmelerini önlemekle görevlidirler. Kraliyet muhafızları savaş
için yaratılmıştır. Savunma için tasarlanmış kalkan gibi kafaları ve kılıç
gibi keskin alt çeneleri vardır. Büyük askerlerin vücut ağırlığının
%10'unu iç salgıları oluşturur. Alkanlar ve alkenler gibi uzun zincirli
karbon bileşiklerinden oluşan bu salgılar, vücudun ön tarafındaki büyük
bir kesede saklanır. Düşman, termitlere saldırmakla büyük bir hata yapar.
Çünkü koloniye saldırmasının bedelini ufak tefek sıyrıklarla atlatması
mümkün değildir. Termit askerler, savaş sırasında düşmanlarını kılıca
benzeyen alt çeneleri ile yaralar ancak sadece yaralamakla yetinmezler.
Savaş sırasında düşmanlarının derisinde açmış oldukları yarayı alkan ve
alkenlerden oluşan yağlı parafin gibi kimyasal bir karışımla sıvarlar.
Çoğu zaman öldürücü yaralar almamalarına rağmen saldırganların bir süre
sonra ölmesi bilim adamlarının dikkatini çekmiştir.
 |
Asker macrotermlerin kalkan gibi
kullandıkları kafaları ve keskin çeneleri saldırganların onlardan
kurtulmasnı imkasız kılan özelliklerinden bir kaçıdır. |
 |
|
Bu ilginç durumu inceleyen araştırmacılar, çok şaşırtıcı bir
gerçekle karşılaşmışlardır. Termitler tarafından yaralanan saldırganlar
yaranın büyüklüğünden değil, kan kaybından ölmektedir. Çünkü termitlerin
salgıladıkları sıvılar, düşmanlarının kan pıhtılaşma sistemini etkisiz
hale getirmektedir. Örneğin termitlerin düşmanlarından olan karıncaların
vücutlarında "hemolimf" adı verilen ve kan görevi gören bir vücut sıvısı
bulunur. Vücutlarında bir yara açıldığında pıhtılaşmayı başlatan ve
yaranın iyileşmesini sağlayan bir çeşit kimyasal madde devreye girer. İşte
termitlerin zehirli salgısı bu kimyasal maddeyi etkisiz hale getirir.
1-2 cm'lik bir böceğin, başka bir böceğin vücudundaki salgıları
bilmesi, üstelik bu salgıların yapısını bozacak maddenin formülünden de
haberdar olması ve bu formüle uygun bir maddeyi vücudunda üretmesi elbette
ki bir yaratılış delilidir. İnsanlar için bile başka bir canlının
vücudunda ne gibi özelliklerin olduğunu, bu özelliklerin nasıl tahrip
edileceğini araştırma ya da deney yapmadan öğrenmek mümkün değildir. Bir
insanın bunları yapabilmesi için öncelikle konuyla ilgili bir eğitim
alması, bu canlıların anatomik yapılarını öğrenmesi gerekir. Üstelik bu da
yeterli olmayacaktır. Edindiği bilgileri uygulayarak gereken maddeyi
üretebilmek için bir çalışma yapması, dolayısıyla yeni bilgiler edinmesi
gerekecektir.
Bilindiği gibi kimyasal maddeler teknolojik aletler yardımı ile,
belli bir denetim altında, çok özel ortamlarda ve uzman kişiler eşliğinde
üretilirler. Oysa termitler, bu kimyasal maddeleri vücutlarında hiçbir
alet olmaksızın üretirler.
Bu işlemlerin elbette ki daha pek çok detayı
vardır. Ancak gerçek çok açıktır. Termit gibi bir böceğin kendi kendine
böyle bir sistemi oluşturması, kimyasal madde formülleri keşfetmesi mümkün
değildir.
Tutkal ve Yapışkan
Sıvı Püskürtme
Tropikal bölgelerde yaşayan çok sayıda termit türü -bu, dünyada
bulunan 2000 termit türünün 500'üdür- tutkal fışkırtan askerlere sahiptir.
Burada dikkat çeken iki nokta vardır. Birincisi, asker termitler
vücutlarında kimyasal bileşikler üreterek bunları yapışkan hale getirir.
Bu çok önemlidir; çünkü bazı askerlerin fışkırttığı sıvı, metali
çürütecek, harcı ve düşük derecedeki betonu delip geçecek kadar etkili bir
güce sahiptir. Ancak bu derece tehlikeli olan tutkal, termitin kendi
bedeninde üretildiği ve depolandığı halde ona hiçbir zarar vermemektedir.
İkinci önemli nokta da, termitlerin bu silahı kullanma metodudur.
Askerler tutkalı başlarının ön kısmında bulunan ve sadece onlara özgü olan
"nasus" denen hortumlarından fışkırtırlar. Termit, tutkalı bir sprey gibi
kullanarak düşmanının üzerine püskürtür. Spreyin etkisinde kalan saldırgan
da bayılarak bir süre için etkisiz hale gelir. Bu fırsatı çok iyi
değerlendiren asker termit, fırlattığı yapışkan maddenin etkisi geçmeden
düşmanına ikinci bir hamle yapar. Bundan sonraki aşamada ise asker
termitler, saldırganı ya felç eder ya da öldürürler.
 |
Soldaki resimde elinde bazuka tutan bir
asker görülmektedir. Termitlerin alınlarındaki hortumlar da tıpkı
bir bazuka gibi çalışır. Tehlike anında bu hortumlardan düşmana
tahriş edici yapışkan sıvı püskürtülür. (üstte) Üstelik bunu yapan
termitler kördürler ama buna rağmen birkaç santimlik mesafeden
hedeflerini rahatlıkla vurabilirler. |
|
Tüm bu teşkilatlı sistemin sonuca ulaşması ve düşmanın etkisiz hale
getirilmesi için isabetli bir vuruş olması gerekir. Ancak asker termitler
de diğer termitler gibi kördür. Peki bu durumda nasıl olup da isabetli
vuruşlar yaparlar?
Termitlerin sahip oldukları sistem son derece kusursuzdur. Asker
termitlerin hortum ve salgı bezleri ve bunlarla ortaklaşa çalışan
antenlerini radarlı ağır silahlara benzetmek mümkündür. Radarlı silahlar
hedeflerini takip etme özelliğine sahiptirler. Bu sayede hedefe kilitlenir
ve sonuca ulaşırlar. İşte tıpkı bu silahlardaki radarlar gibi çalışan
antenlerini son derece iyi kullanan kör termit askerleri genellikle
hedeflerini hiç şaşırmaz.
Termitlerin bu mükemmel sistemlerinin yanısıra, bu kimyasal
silahların molekül yapıları incelendiğinde de dikkat çekici bir nokta ile
karşılaşılır. Bu kimyasal maddelerde karbon bileşiklerine rastlanmıştır.
Bu kimyasal bileşiklerin formülünü termitler nasıl keşfetmişlerdir? Formül
kime aittir? Bütün bu sorular okuyucuyu düşünmeye yöneltmek amacını
gütmektedir.
Biyolojik silahlar üretmek için en modern laboratuvarlarda birçok
biyokimyacı çalışır. Kimi yeni formüller üretir, kimi bu formülün
uygulamasını gerçekleştirir, çeşitli denemeler yapar. İnsanların yeni
kimyasal maddeler üretmek için yürüttükleri bu çalışmalara ve sınırsız
harcamalara karşılık termitler son derece kompleks yapıları olan kimyevi
bileşikleri, ihtiyaçları olduğu anda vücutlarında kolayca sentezleyebilir.
Ayrıca bu bileşikleri silah olarak kullanabileceklerini bilmekte ve
düşmanlarına karşı ustaca kullanmaktadırlar. Bu durum insanlar için bir
tefekkür vesilesidir. Vicdanını ve aklını kullanarak düşünen her insan,
böylesine detaylı bir donanıma sahip olan canlıların durup dururken,
tesadüfler sonucu ortaya çıkamayacaklarını hemen anlar.
Termitlerin İntihar
Mangaları
Pek çok termit türünün askerleri koloniye zarar gelmesini engellemek
için kendilerini hiç tereddüt etmeden öldürmeyi göze alırlar. Bunların
arasından Malezya'nın yağmur ormanlarında yaşayan bir tür özellikle ilgi
çekicidir. Bu termitler, anatomileri ve davranışları açısından birer
"hareketli bomba" gibidir. Vücutlarındaki özel bir kese, düşmanlarını
etkisiz kılacak bir kimyasalla doludur. Mücadele sırasında termit, bir
karınca ya da saldırgan bir hayvan tarafından sert bir şekilde
sıkıştırılırsa karın kaslarını şiddetli bir şekilde kasarak salgı
bezlerini yırtar ve saldırganı sarı renkli koyu bir sıvıyla boğar.
Termitlerin savaşırken kullandıkları taktiklerin bir başka ilginç
örneğine de Güney Amerika'da yaşayan işçi termitlerde rastlanır. Bu
termitler, bağırsaklarında bulunan maddeleri kolonilerine saldıran
düşmanlarına püskürtürler. Ancak bu hareketlerinin sonucunda iç organları
parçalanır ve ölürler.
Peki evrimcilerin iddia ettiği gibi doğa, tüm canlıların üstün
gelmeye çalıştığı bir "yaşam mücadelesi" alanı ise neden bir böcek
fedakarlık yapar?
Termitlerin Fedakarlıkları Evrim Teorisini
Yalanlar
Termitlerde görülen bu gibi fedakarlık örnekleri Charles Darwin'in
"sadece güçlü olan yaşar" iddiasını açıkça yalanlamaktadır. "Güçlü olan
yaşar, zayıf olan elenir" cümlesiyle ifade edilen doğal seleksiyon
iddiası, evrim teorisinin temel varsayımlarından biridir. Darwin'in ortaya
attığı bu mekanizmanın temeli, güçlü yapıda olan canlıların hayatlarını
sürdürdükleri ve nesillerini devam ettirebildikleri, diğerlerinin ise yok
oldukları savına dayalıdır. Bu iddiaya göre doğa, canlıların yaşam için
birbirleriyle kıyasıya mücadele ettikleri, zayıfların da güçlüler
tarafından yok edildiği bir yerdir. Doğal seleksiyon mekanizması,
canlıların sadece kendi yiyeceğini, kendi barınmasını ve güvenliğini
düşünmesini öngörür.
Ancak diğer canlılar bir yana, yalnızca termitlerde görülen
fedakarlık örnekleri dahi bu iddiayı açıkça yalanlamaktadır. Eğer
evrimcilerin bu iddiası doğru olsaydı doğadaki canlılar arasında sadece
savaş olması ve fedakarlık, özveri, işbirliği gibi kavramların yaşanmaması
gerekirdi. Ancak termitlerde de görüldüğü gibi doğada sadece savaş yoktur
hatta tam tersine kolonisindeki diğer bireyler için ölümü göze alacak
kadar fedakar bir yapı vardır.
Doğadaki pek çok canlı, kendi hayatını tehlikeye atacak şekilde,
sürüsündeki diğer canlılar için fedakarlık yapmakta hatta kimi zaman kendi
türünden olmayan canlılar için dahi özverili davranışlar sergilemektedir.
Ünlü bir evrimci olan John Maynard Smith, canlılardaki fedakar
davranışlar karşısında evrimcilerin içinde bulundukları çelişkili durumu
şöyle özetlemektedir:
Eğer doğal seleksiyon, bireyin yaşama şansını ve çoğalmasını garanti
eden özelliklerinin seçilimi ise kendini feda eden davranışları nasıl
açıklayacağız?
Bir örnek de Türkiye'deki evrimcilerden verelim. Ülkemizin önde
gelen evrim savunucularından Prof. Dr. Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve
Bağnazlık adlı kitabında, canlılardaki davranışların doğal seleksiyon ile
açıklanamayacağını, anne hayvanların yavrularına olan sevgilerini örnek
vererek şöyle itiraf etmektedir:
Annenin yavru sevgisini, hiçbir ruhsal öğe içermeyen "kör" bir
düzenekle (doğal seleksiyon) açıklamaya olanak var mıdır? Biyologların (bu
arada Darwinciler'in) bu tür sorulara doyurucu yanıt verdiklerini söylemek
güçtür, kuşkusuz.
Evrim teorisinin, canlılardaki fedakar davranışlar karşısında içinde
bulunduğu durum, çok açık bir gerçeği göstermektedir. Bir akla ve bilince
sahip olmayan canlıların şefkat, merhamet gibi duygulara, fedakarlık,
koruma içgüdüsü gibi özverili davranışlara sahip olmalarının tek bir
açıklaması vardır. Canlılara bu özellikleri veren Allah'tır. Allah
Kuran'da bazı canlılardan örnekler vermekte, bu canlıların Kendi ilhamı
ile hareket ettiklerini bildirmektedir. Kuşlar, kelebekler, karıncalar,
kaplanlar, filler, balinalar, zürafalar kısacası doğadaki bütün canlılar
.
|