|
Dünya üzerindeki tüm ülkelerde
yaşanan en büyük kaygı, çıkması muhtemel savaşlar ya da iç
karışıklıklardır. Ülkelerin karşı karşıya kaldıkları bu tehdit nedeniyle
hiç durmadan yeni fikirler, yeni projeler üretilir. Devletler savunma için
sürekli yeni stratejiler belirler. Savunma bakanlıkları, bütçelerinden
önemli miktarda bir payı savunma ve strateji geliştirme çalışmalarına
ayırırlar.
İnsanların savunma için harcadıkları bu çabanın bir benzeri de
hayvanlarda vardır. Özellikle koloniler halinde yaşayan bütün canlıların
bir ordusu vardır. Tam teçhizatlı olarak nitelendirilebilecek bu ordularda
değişik özelliklere sahip askerler bulunur. Bu askerlerin kullandıkları
savunma stratejileri son derece akılcıdır. Sosyal böceklerin sahip
oldukları ordulardaki en belirgin özellik ise her bireyin kendisine düşen
görevi yerine getirmek için elinden geldiğince çok çalışmasıdır, hatta bu
uğurda canını bile tehlikeye atmasıdır.
Termitler de kalabalık asker gruplarından oluşan bir orduya
sahiptir. Asker termitler diğer termitlere benzeyen, birkaç santim
boyunda, yumuşak vücutlu, kör ve kanatsız canlılardır. Fiziki yapılarına
rağmen bu termitlerin kullandıkları yöntemler son derece şaşkınlık
vericidir.
Asker
Termitler
Asker termitlerin tek görevleri koloniyi savunmaktır. Termit
kolonisinin bu küçük boyutlardaki savunma ordusu, yuvayı korumak için her
türlü tehlikeyi göze alır ve hatta canlarını bile verirler. Asker
termitler için düşmanlarının büyüklüğü önemli değildir. Örneğin yuva,
termitlerin en önemli düşmanları olan karıncalar ve karınca yiyenler
tarafından saldırıya uğradığında hemen bir "intihar mangası" harekete
geçer ve tehlikeyi ortadan kaldırır. Buradaki "intihar mangası" terimi
oldukça önemlidir. Çünkü asker termitlerin pekçoğu savunma sırasında
ölecektir. Termitlerin bu fedakar davranışları daha sonraki bölümde
detaylı olarak ele alınacaktır.
Asker termitlerin türlere göre değişik vücut yapıları vardır ancak
bunların tümü, görevlerine son derece uygun bir tasarıma sahiptir.
Örneğin; ustura keskinliğinde dişleri olan Afrika termitleri, Güney
Amerika'da yaşayan ve düşmanlarını güçlü çeneleriyle öldürmek için
gövdelerinden daha uzun alt çeneleri olan karemsi başlara sahip termitler,
Malezya'da yaşayan ve canlı bir bomba gibi patlayarak saldırganı sarı
renkli koyu bir sıvıyla boğan termitler gibi... İstisna olarak Afrika ve
Güney Amerika'daki bir termit türünde ise işçi termitler farklı şekilde
koloniyi korur. Bu işçiler, bağırsaklarında bulunan sıvıları saldırgana
fışkırtırlar; ancak bu hareketlerinin sonucunda kendi iç organları
parçalanır ve ölürler.
Hemen hemen tüm asker
termit türleri çok büyük ve kaslı çenelere sahiptir. Bu çeneleri, saldırı
anında düşmanı ısırmak ve parçalamak için kullanırlar. Asker termitlerin
çenelerinin büyüklüğü, birbirlerine genel olarak benzemesine rağmen kafa
yapıları türlerine göre farklılıklar gösterir. Hatta bu farklılık bazen
oldukça dikkat çekicidir. Bazı askerler uzun burunludur, bazı türlerde ise
asker termitler güçlü ve sert bir kafaya sahiptir.
Bu yapı farklılıkları nedeniyle termitlerin savaş teknikleri de
farklıdır. Örneğin uzun bir burun yapısına sahip olanlar, burunlarını
kullanarak saldırganlara yapışkan bir sıvı fışkırtırlar. Güçlü ve sert bir
kafaya sahip olanlar ise tehlike anında kafalarını yuvada açılan deliklere
sokarak düşmanın yuvaya girişini engeller. Böylece kendi bedenleri ile
geçilmez barikatlar oluştururlar. Askerlerin kapsüle benzeyen kafaları
kendi cüsselerine göre oldukça iridir. Bu hantal görünümlerine rağmen
kendilerinden hiç beklenmeyecek bir savunma yeteneğine sahiptirler.
Termitlerin
Kullandıkları Savaş Stratejileri
Koloninin yaşamasını sağlamak açısından güvenlik, birinci dereceden
önemlidir. Termitler de düşmanlarına karşı genellikle kimyasal güçlerini
kullanarak değişik savaş stratejileri uygular. Bu stratejileri şöyle
sınıflandırmak mümkündür:
* Düşmanı felç etmek,
* Canlı bir bomba olup düşmanın üzerinde patlamak,
* Keskin çenelerle düşmanı yaralamak,
* Salgıladıkları zehir ile saldırganın vücut yapısını altüst etmek.
Termitler tüm bunları sahip oldukları özel donanımları sayesinde
başarır. Ancak burada unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır.
Kimyasal silahlar, bugün dünyada teknolojinin en son imkanları
kullanılarak, konusunda uzman birçok bilim adamının sürekli çalışması ile
üretilmektedir. Kaldı ki çok basit bir kimyasal maddenin oluşturulması
için dahi aynı ciddi çalışmalar gereklidir. Bu durumda termitlerin
vücutlarındaki kimyasal silahların nasıl ortaya çıktığı sorusunun
cevabının verilmesi gerekmektedir. Evrim teorisine göre bu kimyasal
maddeler kendiliğinden yani tesadüfen ortaya çıkmıştır. Ancak biraz
düşünüldüğünde bu iddianın mantıksızlığı açıkça görülür.
 |
Asker termitler de koloninin pek çok
üyesi gibi kördür. Ancak kimyasal silahları sayesinde düşmanlarını
kolaylıkla yenerler. İnsanların teknoloji kullanarak ürettikleri
zehirli maddeleri termitler milyonlarca yıldır üretmektedirler. |
|
Evrim teorisinin iddiası, ilk ortaya çıkan termitlerin bu
özelliklerin hiçbirine, örneğin kimyasal üretim sistemine sahip
olmadıkları, bu sistemin sonradan rastlantılar sonucunda yavaş yavaş
oluştuğudur. Ancak ilerleyen sayfalarda verilecek olan örneklerde de
detaylı olarak görüleceği gibi bu, akıl ve mantık ölçüleri ile her yönden
çelişen bir iddiadır.
Öncelikle termitlerdeki kimyasal silah sisteminin çalışması için hem
kimyasal maddenin kendisinin hem de kimyasalın içinde bulunacağı organın
aynı anda var olması gerekmektedir. Bununla birlikte bu organın, zehrin
vücudun diğer bölgelerine yayılmasını engelleyecek bir koruyucuya sahip
olması da şarttır. Ayrıca termitin türüne göre zehrin kullanım şekli
değiştiği için kimi zaman zehrin bulunduğu organdan termitin kafasına
kadar zehri taşıyacak bir borunun olması da -elbette ki bu boru da
zehirden etkilenmeyecek özelliklerde olmalıdır- gerekecektir. Bundan
başka, hayvanın düşmanına zehir fışkırtmasını sağlayacak bir kas sistemi
ya da mekanik bir düzen vs. olması gereklidir.
Evrimciler, canlılardaki bu gibi sistemlerin ve organların
tesadüfler neticesinde ortaya çıktığını iddia ederler. Tesadüfler,
kimyasal maddenin formülünü nasıl olduysa tam tutturmuş, sonra ilk
termitin vücudunda bu maddeyi oluşturacak sistemi var etmiş, daha sonra
başka tesadüfler isabet etmiş ve kimyasal maddeyi oluşturan maddeleri
teker teker ortaya çıkarmış, sonra da termitin vücudundaki organlara ve
diğer sistemlere zehirden etkilenmemelerini sağlayacak özellikleri
kazandırmış, bu şekilde tesadüfler tesadüfleri kovalamış ve milyonlarca
hatta yüz milyonlarca yıl sonra termitler termit olmuştur.
| İnsanlar kimyasal madde elde edebilmek
için laboratuvarlarda uzun çalışmalar yapmaktadırlar.
|
 |
|
Bu masalsı senaryodaki detaylar arttıkça evrimci iddialarının
mantıksızlığı daha da netleşir. Öncelikle tesadüflerin, herhangi bir
varlık meydana getirmesi hatta bırakın bütün halinde bir canlıyı
oluşturmasını, bu canlının tek bir hücresini bile ortaya çıkarması mümkün
değildir. Ya da bir canlının hücrelerini oluşturup sonra bu hücreleri
birleştirip organlar meydana getirmesi, bu organlara gerekli özellikleri
kazandırması, bu özelliklerin aynı canlı türünün hepsinde eksiksiz olarak
var olabilmesi için canlı ile ilgili özellikleri birer bilgi haline
getirip sonra da hücredeki genlere bu bilgileri kodlaması gerekir. Elbette
ki bu mümkün değildir.
Termitler, evrimcilerin iddia ettikleri gibi
belli bir süreç içinde yavaş yavaş gelişmiş olamazlar. Örneğin kimyasal
silah sistemindeki tek bir parçanın dahi eksik olması, sistemi işlemez
hale getirecek hatta termitin ölümüne neden olacaktır. Dolayısıyla geriye
tek bir açıklama kalır. Kimyasal silah sistemi bir bütün olarak
termitlerde var olmak zorundadır. Yani termitler ilk ortaya çıktıkları
andan itibaren bu savunma sistemine sahiptir. Kaldı ki termitlerin tek
özellikleri kimyasal madde üretebilmeleri ve bunu silah olarak
kullanmaları değildir. Termitler; beslenme alışkanlıkları, buna bağlı
olarak sindirim sistemleri, kimyasal iletişim kurabilme yetenekleri gibi
özellikleriyle birlikte bir bütün olarak ortaya çıkmış diğer bir deyişle,
bir anda yaratılmışlardır.
Zehir Sürme
Termitlerin savaşırken kullandıkları yöntemlerden bir tanesi de
zehir sürmedir. Bazı termit türlerinin vücutlarında oldukça zehirli
kimyasal bir madde üretilir. Bu etkili zehri termitler kendilerine zarar
vermeden sentezleyip vücutlarında depolayabilmektedirler. Her termit
türünün zehri farklı bir yapıdadır. Bununla birlikte kullanım şekli de
farklıdır.
Örneğin Rhinotermitiane alt familyasının askerleri, saldırganı,
saldırganın gövdesine zehir sürerek öldürür. Bu termit türü daha küçük alt
çenelere ve uzun, ucu fırça gibi üst dudaklara sahiptir. Bu özel ağız
yapısı, termitin zehri en etkili şekilde saldırganın gövdesine sürmesini
sağlar. Ayrıca bir asker termit, ağırlığının %35'i kadar miktarda zehri
vücudunda depolayabilir. Bu savunma salgısının miktarı binlerce karıncayı
öldürmeye yetecek güçtedir.
|
|
| Rhinotermitiane askerleri
saldırganı zehir sürerek öldürür. |
|
|
|
| Prorhinotermes'lerin nitroalken
salgılayan çeneleri (sağda) |
|
|
Prorhinotermes de zehir sürerek savunma yapan termitlerdendir.
Florida'da yaşayan bu türün askerlerinin çenelerinde "nitroalken" adlı
zehirli madde bulunur. Termitlerin bir diğer türü olan ve Afrika'da
yaşayan Schedorhinotermes ise "vinil keton" karışımı bir madde üretir.
Vinil keton solunduğunda ya da yutulduğunda ölüme neden olacak kadar
zehirli bir maddedir. Solunum yollarında, cilt ya da gözlerle temas
halinde ciddi anlamda tahrişe neden olur. Etkili zehirler listesinde yer
alan ve merkezi sinir sistemi çöküntüsüne neden bu madde termitlerin
vücutlarında üretilir ancak termite hiçbir zarar vermez.
 |
Kimyasal silah kullanan termitlerden
Armitermes türünün farklı bir çene yapısı vardır. (solda ve sağda)
Asker termitlerin tümü birbirinden farklı zehirleri vücutlarında
üretebilecekleri tasarımlara sahiptir. |
 |
|
Guyana termitleri ise son derece hızlı reaksiyona giren B-Ketoaldehitleri
sentezler. Armitermes türü termitler de "moleküler kement" denilen
zehirleri ve "ester" ya da "lakton" adlı kimyasalları silah olarak
kullanır. Görüldüğü gibi zehirlerin tümü birbirinden farklı formüllerde
farklı kimyasal yapılara sahiptir.
Bu zehirlerin ortak özelliği "elektrofilik" olmalarıdır. Yani
zehirler düşmanların vücutlarında bulunan elektron bakımından zengin
biyolojik moleküllerle birleşerek onların yapısını bozar. Bu durum ise
düşmanlar için öldürücüdür. Birçoğunun adını ve ne işe yaradığını sizin de
bilmediğiniz bu zehirli maddeleri termitler milyonlarca yıldır
kullanmaktadır.
Şimdi burada durup bir düşünelim: Termit dediğimiz canlı, görme
yeteneği olmayan, yaşamının büyük bir kısmını toprağın altında geçiren,
beyin diyebileceğimiz bir organı dahi bulunmayan, birkaç santim
büyüklüğünde bir böcektir. Ancak bu böceğin bedeninde, düşmanının
bedenindeki sistemlerin işleyişini durdurmakla görevli salgılar
bulunmaktadır. Böyle bir sistemi termitin kendi iradesiyle kurduğunu iddia
etmek mümkün müdür? Bir kişinin sizin karşınıza çıkıp şöyle bir olay
anlattığını farz edin:
"Termitler eskiden bu sistemlere sahip değillerdi, ama günün birinde
bir termit, kendini düşmanlarının saldırılarından koruyabilmek için bir
yöntem geliştirmeye karar verdi. En makul görünen, karşı tarafın iç
sistemlerine zarar verecek bir metod bulmaktı. Çünkü kimi zaman düşmanlar,
termitin kendisinden daha iri ve güçlü canlılar olabiliyordu. Bunun
üzerine kendi bedeni içinde zehir üretmeye karar verdi. Böylece çok fazla
enerji harcamadan karşı tarafı zehirleyerek etkisiz hale getirebileceğini
düşündü. Çeşitli zehir formülleri geliştirdi. Bunlar için gerekli
maddeleri bedeninde meydana getirdiği özel bir salgı bezinde topladı ve
zehri üretmeye başladı. Ancak bundan önce bu salgı bezine, zehirden
etkilenmesini önleyecek özellikler eklemeyi de unutmadı. Üstelik zehrin
bedeninden dışarı çıkışı için de zehirden zarar görmeyecek bir yapı
oluşturdu…"
Yukarıdaki senaryo, küçük bir çocuğun dahi inanmayacağı kadar akıl
ve mantık dışıdır. Bir termitin karar alması, kimyasal işlemleri büyük bir
başarıyla yerine getirmesi elbette mümkün değildir. Ancak evrimcilerin
iddia ettikleri senaryolar yukarıda anlattığımızdan farklı değildir. Onlar
da termitlerin geçmişte zehir üreten sistemlere sahip olmadıklarını, günün
birinde buna ihtiyaç duyarak kendi bedenlerinde bu sistemi
oluşturduklarını söylerler. Daha doğrusu evrimciler bunları tesadüflerin
oluşturduğunu iddia ederler. Ancak bilinmelidir ki ne tesadüf denen kör ve
şuursuz sürecin ne de termit dediğimiz böceğin böyle bir sistemi akletme,
planlama, meydana getirme yeteneği vardır. |