|
   
Yeryüzünde yüzlerce cins örümcek yaşar. Bu küçük hayvanlar kimi zaman
yuvasının statik hesaplarını yapabilen bir inşaat mühendisi, kimi zaman
üstün tasarımlar yapan bir iç mimar, kimi zaman olağanüstü güçlü ve esnek
ipler, öldürücü zehirler, eritici asitler üreten bir kimyager, kimi zaman da
son derece kurnak taktiklerle avlanan bir avcı olarak karşımıza
çıkabilirler.
Sahip oldukları sayısız üstün özelliklere rağmen, günlük hayatta kimse
örümceklerin ne kadar özel yaratılmış varlıklar olduğunu düşünmez bile. Bu
umursamaz yapıya göre etraftaki herşey gibi örümceklerin varlığının da
şaşılacak bir tarafı yoktur. Oysa bu, son derece hatalı bir düşüncedir.
Çünkü doğadaki tüm canlılar gibi örümceklerin davranışlarını örneğin avlanma
yöntemlerini, üreme şekillerini, savunma taktiklerini incelediğimizde, bu
konuda detaylı bilgiler edindikçe hayret uyandıran örneklerle karşılaşırız.
Doğadaki canlıların tümü yaşamlarını sürdürebilmek için akıl gerektiren
davranışlarda bulunurlar. Yetenek, beceri, üstün manevra kabiliyeti gibi
tanımlamalarla adlandırılabilecek olan bu davranışların ortak özelliği ise
her birinin mutlak surette akıl gerektiren davranışlar olmalarıdır. Bir
insanın ancak öğrenme, beceri ve tecrübe gibi özelliklerle kazanacağı
yetenekler, bu canlılarda ilk doğdukları andan itibaren vardır. Kitabın
ilerleyen bölümlerinde detaylı olarak örneklendirilecek olan bu yeteneklerin
nasıl ortaya çıktığı, canlıların bunları nasıl öğrendikleri gibi sorular ise
cevaplanması gereken sorulardandır. Son derece akılcı planlar dahilinde
hareket eden, hesaplama yaparak avlanan, gerektiğinde bir kimya mühendisi
gibi davranarak hangi durumlarda ne gibi bir madde üretmesi gerektiğini
bilen bu canlılar, kendilerini inceleyen bilim adamlarını gerçek anlamda bir
şaşkınlığa düşürmektedirler. Öyle ki evrimci bilim adamları dahi
canlılardaki akıl gerektiren özellikler karşısında itiraflarda
bulunmaktadırlar.
Evrimci bir bilim adamı olmasına rağmen Richard Dawkins, Climbing Mount
Improbable adlı kitabında örümceklerin davranışlarını "… şaşırtıcı ve aynı
zamanda bir zeka gerektiren örümcek ağlarına bakma fırsatımız olacak. Öyle
ki bilinçsiz olmalarına rağmen yaptıkları işte ve onu nasıl yaptıklarında
bir zeka kullanımı vardır" sözleriyle tanımlamaktadır. Aslında Dawkins bu
sözleri sonucunda evrim teorisinin hiçbir mekanizması ile açıklama
getirilemeyen "hayvanlardaki bilinç ve akılcı davranışların nasıl ortaya
çıktığı, bunun kaynağının ne olduğu" gibi sorularla karşı karşıya
kalmaktadır. Gerçekte "Canlılar bu zekayı nasıl ediniyorlar ve bunu
nerelerde kullanacaklarını nasıl öğreniyorlar? Nasıl olup da avlanma
taktikleri uyguluyorlar?" gibi sorular evrim teorisi savunucularının açık ve
kesin cevaplar veremedikleri sorulardır.
Bu noktada evrimcilerin canlılardaki bilinçli ve akılcı davranışlara ne
gibi iddialarla cevap vermeye çalıştıklarının incelenmesi yerinde olacaktır.
Bunu evrimcilerin iddialarında kullandıkları önemli bir terimin gerçekte ne
anlama geldiğini açıklayarak yapalım.
"Canlıların bilinçli davranışlarının nasıl ortaya çıktığı" sorusuna cevap
arayan evrimciler "içgüdü" kavramını kullanarak konuya açıklık getirmeye
çalışırlar. Ancak bu konuda kesin olarak başarısızdırlar. İçgüdünün kavramı
biraz derinlemesine düşünüldüğünde bu gerçek açıkça görülmektedir.
Evrimciler hayvanların fedakarlık, plan kurma, taktik yürütme ya da
yetenekleri doğrultusunda işler yapma gibi akıl ve bilinç gerektiren
davranışları içgüdüleri sayesinde yaptıklarını söylerler. Elbette ki
evrimcilerin bunu söylemeleri yeterli değildir. Bu iddiayla birlikte, bu
davranışların ilk olarak ortaya nasıl çıktığı, nesilden nesile nasıl
aktarıldığı, içgüdü kavramının canlılara akıl ve bilinç kazandırmayı nasıl
başardığı gibi soruların cevaplarını da vermeleri gerekmektedir. Ancak bu
gibi sorulara evrimcilerin verebilecekleri kesin bir cevapları yoktur. Buna
hemen bir evrimcinin kendi itirafını örnek olarak verebiliriz. Gordon
Rattray Taylor evrimci bir genetik uzmanıdır. İçgüdülerle ilgili olarak
şöyle söylemektedir:
İçgüdüsel bir davranış ilk olarak nasıl ortaya çıkıyor ve bir türde
kalıtımsal olarak nasıl yerleşiyor diye sorsak, bu soruya hiçbir cevap
alamayız.
Bazı evrimcilerse içgüdü açıklamasının yanısıra bütün davranışların
canlıların genlerinde programlanmış olduğunu söylerler. Ancak bu durumda bu
programı yapanın ve canlılara bunu yükleyenin kim olduğu sorusuna cevap
vermeleri gerekmektedir. Ancak evrimciler bu soruya da bir cevap
verememektedirler.
Teorinin kurucusu olmasına rağmen Charles Darwin bu konudaki
çıkmazlarını; "İçgüdülerin birçoğu öylesine şaşırtıcıdır ki, onların
gelişimi okura belki teorimi tümüyle yıkmaya yeter güçte görünecektir."
sözleriyle ifade etmiştir.
Buraya kadar anlatılanlarda açıkça görüldüğü gibi içgüdü gibi bir
kavramla canlıların bilinçli davranışlarına açıklama getirmek hiçbir şekilde
mümkün değildir. Elbette ki canlıları programlayan, onlara neler
yapacaklarını öğreten bir güç vardır. Ancak bu ne tabiat ana olarak
adlandırılan doğanın taşı toprağıdır, ne de yavrusunu canı pahasına koruyan,
kendi sürüsünden başka bir canlıyı kurtarmak için geri dönen, düşmanını
kandırmak için taktikler uygulayan canlıların kendileridir.
Hiçbir canlının davranışlarını tesadüflerle, başka herhangi bir mekanizma
ile ya da ilginç kavramlarla açıklamak mümkün değildir. Böyle bir iddiada
bulunmak sadece bir aldatmaca olmaktan öteye gidemeyecektir.
Bu yazıda ele alınan canlı yani örümcek de hem davranışları ile hem de
sahip olduğu kusursuz mekanizmalarla evrim teorisini tek başına yalanlayan,
daha açık bir ifadeyle "evrim teorisini çökerten" canlılardan biridir.
İlerleyen sayfalarda örümceğin yaratılışındaki detaylarda Allah'ın sayısız
mucizesi görülecek, aynı zamanda sırtını tesadüflere dayamış olan evrimci
zihniyetin içine düştüğü aciz ve gülünç durum da bir kez daha gözler önüne
serilecektir.
ÖRÜMCEKLERİN HAYATI-DEVAMI SONRAKİ SAYFADA
|