Karınca Syf.11

"Bilimsel , Teknolojik ve Ekonomik Çözümler ile Haşere,Böcek,Kemirgen,Sürüngen,Kuş Gibi Halk Sağlığına; Zarar Veren Tüm Vektör Sorunlarına Son Veriyoruz"

Ana Sayfa Haşere Sorunları Haşere Mücadelesi İlaçlama Hizmetimiz Kovucu Cihazlar Mücadele Ürünleri

Halk Sağlığı

OTAŞ ©

 

 

 

 

 

 

 

Haşere Kontrolü Hakkında

Vektörler ile Mücadele Uzmanlık Gerektirir !!! Zararlılar  ile  mücadele ve kontrol yöntemleri  bir  halk  sağlığı  hizmetidir. Etkin ve  sağlıklı  bir  mücadele  için; halk  sağlığında  uzmanlık,   tecrübe, insektisit  bilgisi,  haşere  biyolojisi, uygulama  teknikleri, sağlığa  etkisi  bilgileri  yanında  Güvenilirlik  ve  Garanti  aramak  gerekir. Bu  yeterliliğe  de  ancak  halk  sağlığı  dalında  Tecrübesi  olan  kuruluşlar  verebilir... !!!!          Haşere  mücadelesinde  kullanılan  ilaçlar  WHO  (Dünya Sağlık Örgütü)  ve  Sağlık  Bakanlığı  onaylı  Son  derece  güvenli  ürünler  olup  profesyonel  kullanımda  çevre  ve  insan  sağlığı  açısından  tehlike  arz  etmemekte  leke  ve  koku  bırakmadığından  ilaçlanan  mekanların  terk  edilmesi  havalandırılması  ve  işyerlerinde  üretime  ara  verilmesi  söz  konusu  değildir...... !!!Uygulamalarımızda Son sistem Elektrikli,Tüm mekanı zemin,duvar,Tavan dahil ilaçlayan 8 metre etkin mesafeli ULV Cihazları kullanımaktayız.  Amacımız   Sizlere en etkili uygulamayı,en güvenli ve ekonomik olarak sunmaktır.  Haşerelerle  Siz  Uğraşmayın  !!! Hijyenik ve  Sağlıklı  bir  ortam  için  bizi  arayınız !!!                     OTAŞ ©                              Tel: 0312   4918791

    TCMB   

Bugün:  

 

OTAŞ Endüstri ve Ticaret

İlkbahar mh. Ukrayna Cd. 591 Sk. No: 7  Çankaya/ANKARA

Tel : 0 312 4918791

Fax : 0 312 4919095

E-Mail :

Ankara ili dışında subemiz yoktur Ürün talepleriniz Kargo ile gönderilir.

Aynı İçerikli Web Sitelerimiz:

Google

Web
www.osman.com.tr
www.otas.com.tr
www.otaş.com.tr

 
 
KARINCA'LARIN HAYATI - SAYFA 11
 

                             

                                                                                             Üstte "kiracıları" tarafından beslenen bir bitki görülüyor. Bu bitki aynı zamanda karıncalara 'ev' vazifesi de görüyor.

Ev Sahiplerini Besleyen Karıncalar

Bazı karıncalar, kendi ev sahibi bitkilerini beslerler. Örneğin, iki çeşit bitkinin (Myrmecodia ve Hydnophytum) yumrularla bezenmiş şişkin gövdeleri, karıncaların içlerinde yuvalanmaları için büklümlü odacıklar sağlamaktadır.

Karıncalar, bu oyuklarda yaşarlar ama oyuklar arasında ilginç bir ayrım yaparlar. Onların yaşadıkları odacıklar, düzgün duvarlıdır. Bazı odacıklara da böcek artıklarını doldururlar. Bunlar ise kaba duvarlı oyuklardır. Yapılan araştırmalar, kaba duvarların besleyici maddeleri emdiğini, düzgün oyukların ise geçirgen olmadığını göstermiştir. Bu nedenle bitki karıncaların getirdiği böcek artıklarını emerek beslenmektedir. Bir başka deyişle, karıncaların odaların kullanımı konusunda yaptıkları ayrım, son derece isabetli bir seçimdir.

Bilim adamları, bu konuda ilginç bir deney gerçekleştirdiler. Önce meyve sineği larvasını radyoaktif olarak etkilenmiş mayayla beslediler. Sonra onu karınca bitkisinin yüzeyine yerleştirdiler. Larvayı bulan karıncalar, hemen onu kaba duvarlı odalara taşıdılar. Daha sonraki birkaç hafta, böcek artıklarının bitki tarafından özümsenip gövde boyunca yukarı taşındığını kanıtlamak için, bitkideki radyoaktivite oranı uzmanlar tarafından takip edildi. Gerçekten de bilimadamları, kaba duvarlar besleyici maddeleri emdikleri için, radyoaktivitenin bitkinin her yerine taşındığını belirlediler.

Piper Bitkisi ve Kahverengi Karınca

Piper bitkisi ile karıncalar arasındaki ilişki, şimdiye kadar incelediğimiz örnekler içinde belki de en ilginç olanıdır. Piper (karabiber ailesine mensup bir bitki çeşidi) adlı karınca bitkisi, Orta Amerika'nın tropikal ormanlarının gölgeliklerinde yetişir. Kahverengi karıncalara (Pheidole bicornis) yiyecek ve korunma sağlayan bir bitkidir. Genç Piper ağacının sadece iki ya da üç tane büyük yaprağı vardır. Yaprak tabanlarının (dalla yaprak arasında içi boş şişlik) birinde çoğunlukla bir kraliçe karınca yaşar. Kraliçe, bir Piper fidanını kendisine sömürge edinir. Yaprak tabanına bir giriş deliği açar ve içine yumurtalarını bırakır. Yumurtalar ilk larvaya dönüştüğü zaman, sadece bir tane yaprak tabanını işgal ederken, koloni büyüdükçe, işçi karıncalar ağaç gövdesinin süngerimsi dokusunda ilerleyerek bütün bitkiye yayılırlar.

Bu bitki karıncalar için aynı zamanda bir besin kaynağıdır; yaprak tabanının iç yüzeyi karıncalar için tek hücreli besin üretir. Ürettiği yağları ve proteinleri, üzerindeki mikroskobik torbalardan sızdırır. Karıncalar da bu besinlerin proteince zengin parçalarını kopararak larvalarını bunlarla beslerler.

Karıncaların belki de başka hiçbir şekilde bulamayacakları bu zengin besinler, piper tarafından kendilerine sunulmaktadır. Bu karıncalar, her yıl kendilerine en iyi bakımı, korunmayı ve beslenmeyi sağlayacak piperlere doğru yol alır; bitkinin, kendilerine en uygun yerlerinde yuvalarını kurarlar.

"Akıllı" Piper

Yiyecek kaynağı olarak işlev gören piper bitkisinin çok ilgi çekici bir özelliği daha vardır. Diğer karınca bitkileri, kolonileri gittikten sonra bile yiyecek üretmeye devam ederken, piper bitkileri, sadece karıncalar varken bu üretimi yaparlar. Bilim adamları bitkinin, kahverengi karıncanın (Pheidole) yokluğunda yiyecek üretimini durdurduğunu farketmişlerdir.

Karşılıklı Yardım

Piper bitkisinin yaptıkları, tek taraflı bir fedakarlık değildir. Çünkü bu karşılıklı yaşam sürecinde, karınca da kendisini besleyen ev sahibi için besleyici madde üretir.

Bitkinin gövdesinde yeralan karınca şişliği çürüyünce, bitkinin yumuşak iç dokularına sulu amonyak olarak çekilir. Bu sıvı bitki için çok faydalıdır, onun verimini arttırır. Buna ek olarak, nefes alan karınca kolonisi üyeleri, bitkinin karbondioksit konsantrasyonunu arttırarak daha sağlıklı olmasını sağlarlar.

Piper karıncalarının bitkilerine besin sağlayıp sağlamadıklarını anlamak için bazı araştırmalar yapılmış ve yiyecek arayan Pheidole karıncalarının, spor, su yosunu parçaları ve güve pulları gibi çeşitli taneleri bitkiye getirdiği ortaya çıkmıştır. Karıncalar taşıdıkları bu besinleri, larvaları sakladıkları küçük torbada tutarlar. Bitki de bu besinlerden kendisi için gerekli mineralleri alır.

Strateji Uzmanı Pheidole

Pheidole karıncaları oldukça uysaldırlar. Yavaş hareket eder, saldırmaz ve sokmazlar. Fakat karıncalar kendilerini ve kendilerine ev sahipliği yapan piper bitkilerini korumak için kurnazca bir strateji kullanırlar.

Tırtıl gibi yaprak yiyen birçok böcek, yumurtalarını bitkilere yerleştirirler. Karıncalar bu potansiyel tehlikeyi hiç zaman yitirmeden uzaklaştırırlar. Piper bitkilerinin yapraklarına yerleşen termit yumurtaları, işçi karıncalar tarafından 1 saat içinde fark edilir. Sonra bunları birer birer ayıklarlar. Yumurtayı çenelerinde taşıyarak yaprağın kenarına kadar gider ve yumurtayı aşağı bırakırlar. Araştırmacılar, termit yumurtalarını, karınca larvalarına yiyecek olarak vermek için larvaların bulunduğu odacıklara koymuşlardır. Fakat sonuç yine aynı olmuş, karıncalar ileride kendilerine ve bitkiye zararı dokunabilecek her şeyi anında uzaklaştırmışlardır.

İstilacı Bit

Pipere zarar veren bir başka canlı da istilacı buğday bitidir (Ambates melanops). Buğday biti, karıncasız bitkilerin büyük bir çoğunluğuna saldırır ve bitkinin gövdesini içten delerek öldürür. Fakat bu mikro istilacılar, eğer bitkinin karınca muhafızları varsa pek de başarılı olamazlar. Karıncalar savunmasız, yumuşak yapılı buğday biti larvalarına gövdenin iç kısmında tünel açmaya başladıkları sırada saldırırlar. Üzerinde yaşadıkları bitkiyi her türlü istilaya karşı koruyan strateji uzmanı karıncalar, bu yönleriyle ekolojik dengeyi de korumaktadırlar.

Bitkilerle karıncaların bu derece uyumlu bir ortak yaşama sahip olmaları hiçbir şekilde tesadüflerle açıklanamaz. Bölüm boyunca okuduğumuz bilgilerin sonucunda karşımıza çıkan tablo, birbirleri ile tam bir uyum içinde yaratılmış birbirinden farklı türdeki canlılardır.

Bu bölümün başında buna benzer bir uyumun örneğini vermiştik: Bir anahtar ve onun açtığı bir kilit arasındaki ilişki. Bu iki ayrı maddenin arasındaki uyumun da tek bir açıklaması vardı: Kilit ve anahtar aynı tezgahtan, aynı ustanın elinden çıkmışlar, yani bilinçli olarak tasarlanmışlardı. Doğada rastladığımız uyum örneklerinde de aynı mantık geçerlidir. Karınca ve bitki bilinçli bir tasarımın ürünü oldukları için uyum sağlarlar. Ne karınca bitkiye hakimdir, ne de bitki karıncayı tanımaktadır. Tüm bu yaşam planlarını yerine getirmekten de acizdirler. Her ikisi de kendilerini Yaratanın ilhamı ile hareket etmekte ve bu sayede yeryüzü üzerinde yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayan bir ortak yaşamı sürdürebilmektedirler. 

Köleci Karıncalar

Asalak karınca (Formica subintegra) ve kölesi (Formica subserica) arasındaki ilişki, kimyasal sinyallerin karıncaların toplu yaşamlarına etkisini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Daha da önemlisi "kölecilik", karıncaların kullandığı zekice savaş taktiklerinden biri ve belki de en ilgincidir.

Bazen, bir koloninin askerleri başka bir koloniyi rahatça ezebileceklerini farkederlerse, "köle" avına girişirler. Karşı koloninin yuvasını işgal eder, kraliçeyi öldürür ve nektar dolu "bal fıçılarını"-yani bedenlerini nektarla şişirip dolduran karıncaları-ganimet olarak alırlar. En önemlisi, kraliçenin kuluçkadaki larvalarını çalmalarıdır. Bu larvalar daha sonra genç karıncalara dönüşerek, egemen koloni için yiyecek arayan veya depolayan, koloni kraliçesinin çocuklarının yetişmesine yardımcı olan ve böylece genin devam etmesini sağlayan "köle" karıncalar haline geleceklerdir.

Asalak karıncalar başka bir karınca kolonisine hücum ettiklerinde, saldırdıkları koloni askerlerinin yumurta ve kozalarının çalınmasına engel olamamalarının nedeni, asalak karıncaların yaydığı bir tür feromendir. Bu feromen o kolonide bulunan bir alarm maddesine benzemekte ve asalak karıncalar tarafından fazla miktarda salgılandığında, karıncaların toplanıp kolonilerini korumak yerine paniğe kapılıp kaçmalarına neden olmaktadır.

Bilindiği gibi her karınca türünün salgıladığı farklı bir feromen bulunmaktadır. Bu feromenlerin karıncalar için sınır belirleme, düşmanın yerini ve sayısını haber verme, savaş için saldırıya geçme, alarm durumu gibi çeşitli anlamlar ifade ettiği bilim adamlarınca belirlenmiştir.

Burada çok ilginç bir nokta vardır. Asalak karıncalar düşman karınca kolonisinin panik alarmını bilmekte, bu alarmı taklit etmekte ve bu alarmı belirli bir amaç için kullanmaktadırlar. Sonuç olarak da düşman koloni asalak karıncanın salgıladığı taklit feromen yüzünden mevcut disiplinini bozmakta, savunma sistemlerini terk edip panik içinde kaçmaktadır. Yani asalak karıncalar çok akıllıca bir taktik kullanarak düşmanın savunma sistemini içten çökertmektedirler. Ortada son derece ustaca hazırlanmış bir savaş stratejisi vardır. Dahası bu stratejinin uygulanabilmesi için gerekli olan bütün kimyasal üretim ve kimyasal bilgi alt yapısına asalak karıncalar doğuştan -yaratılıştan- sahiptirler.

Bazı karınca cinsleri, işlerini tamamen kölelerine yaptırarak yaşarlar. Kırmızı Amazon karıncası (Polyergus) buna bir örnektir. Amazon karıncalarının tümü askerdir. Savaş için yaratılmış büyük, keskin çene kemikleri vardır. Besin toplayamaz ve yavrulara bakamazlar. Bu karıncalar, bazı küçük yapılı kara karınca türlerinin yuvalarına saldırır, koza ve larvalarını çalarlar. Yuvalarına taşıdıkları kozalardan çıkan karıncalar, Amazon karıncalarının işlerini üstlenir, kendi yuvaları çok yakında olsa bile Amazon kolonisinde kalırlar. Hatta Amazon karıncaları göç etmeleri gerektiğinde, tüm taşıma işlemlerini bu kölelerine yaptırır; bu şekilde çok hızlı bir taşınma gerçekleştirirler.

Karıncalar iz bırakma özellikleri sayesinde, çok büyük canlılara karşı bile kendilerini savunabilirler. Buna güzel bir örnek, karıncaların yusufçuk böceğine karşı olan mücadelesidir. Yusufçuğu gören karıncalar, iz bırakma metodları sayesinde biraraya toplanarak, yusufçuğa hep beraber saldırırlar ve onu öldürürler. Yine bir diğer örnekte de, koloninin diğer bir üyesine saldıran bir tırtılı - kendilerinden çok daha büyük de olsa - aynı metodla yenilgiye uğratmaktadırlar.

Bir canlının hayatını korumak veya beslenmek amacıyla başka bir canlıya saldırması veya kavga etmesi normal karşılanabilir. Ancak bir canlı, düşmanına karşı savaşırken, kendi benzerleriyle birlikte hareket ediyorsa ve bu savaş sırasında izledikleri taktikleri bir iletişim yoluyla belirliyorlarsa, kaçınılmaz olarak bu konunun üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

Bir taktik belirlemek, bu taktik doğrultusunda belirli bir düzen ve disiplin içinde savaşmak, düzen ve disiplini korumak için bir iletişim sistemi kullanmak. Bütün bunlar ancak akıl, planlama ve muhakeme sonucunda gerçekleşecek işlerdir. Örneğin bugünkü savaş stratejileri, insanoğlunun yıllar süren deneyimleri sonucunda belirlenmiştir. Askerler bu taktikleri öğrenmek için akademilerde eğitimden geçerler. Stratejilerin savaş sırasında uygulanması için yine özel olarak geliştirilmiş iletişim sistemlerine ihtiyaç vardır.

Ancak bir iki paragraf yukarıda bahsettiğimiz, kimyasal iletişim sistemleriyle disiplini ve saldırı taktiğini belirleyen, düşmana toplu olarak saldıran, gerektiğinde ordunun diğer bireyleri için kendini feda etmekten kaçınmayan askerler, ne bir eğitimden geçmişlerdir, ne de herhangi bir bilgi birikimine sahiptirler. Sözünü ettiğimiz canlılar bir kaç milimetre boyunda, düşünme yeteneği olmayan, karıncalardır.

KAMUFLAJIN USTALARI

'Basiceros' cinsi karıncaların yakın zamana kadar sırrı çözülememişti. Araştırmacılar bu türe sadece bir kez rastlamış bir daha da onlara benzer başka bir karınca cinsi bulamamışlardı. Hatta bu yüzden dünyada çok ender rastlanan bir tür olduğunu düşünmeye başlamışlardı.

Ancak 1985'te bir araştırmacı bu karıncalar hakkındaki sırrı çözdü ve hiç de ender rastlanan bir tür olmadıklarını ortaya çıkardı. Bu sırrı çözen La Selva isimli araştırmacı Basiceros cinsi karıncaları 'usta illüzyonistler' olarak isimlendirmişti. Çünkü istedikleri zaman 'görünmez' olabiliyorlardı.

Peki bu karıncaları 'görünmez' kılan neydi?

'Basiceros' türünün diğer karınca cinslerinden farklı olarak vücutlarının üzeri iki kat şeklinde ucu çatallanmış tüylerle kaplıdır. Toprak üzerinde ilerlerken yerdeki her türlü toz-toprak, çer-çöp bu tüylere yapışır. Bu cinsin diğer karıncalardan bir farkı da üzerlerindeki toprak, toz, çöp parçalarını sık sık temizlememeleridir. Bu sayede de bulundukları ortamla tam bir uyum sağlarlar. Dışarıdan bakıldığında varlıklarını farketmek adeta imkansızdır. Ancak yürümeye başladıkları zaman biraz farkedilir hale gelirler. Ama bu konuda da kendilerini kuş, kertenkele hatta insan gözünden saklayabilmek için bir tedbir uygularlar. Dünyanın en tembel karıncalarıdır ve ürkütüldükleri zaman dakikalarca hareketsiz olarak yerlerinde durdukları görülebilir.

Bu karınca türünün uyguladığı kamuflaj tekniği gerçekten de oldukça etkileyicidir. Zira bir karıncanın tüm fizyolojik özelliklerini belirleyerek kendine bir savunma yöntemi geliştirmiş olması mümkün değildir. Tüm bu özellikler (vücudunun tüylerle kaplı yapısı, diğer karıncalardan farklı olarak sık sık temizlenmemesi ve çok yavaş hareket etmesi) önceden belirlenmiş ve karınca bahsedilen özellikleriyle birlikte dünyaya gelmiştir.

SOYUN DEVAMI

Karınca kolonilerinin büyük bir kısmı dişi karıncalardan oluşur. Erkek karıncaların nispeten daha kısa bir yaşamları vardır. Tek görevleri olgunlaştıklarında genç bir kraliçe ile çiftleşmektir. Erkek karıncalar çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler. Bütün işçi karıncalar dişidir. Kısacası, tüm karınca toplulukları aslında bir anne-kız dünyası gibidir.

Karıncalar sayıları ne kadar çok olursa olsun uyumlu bir toplumdurlar. Karınca kolonilerinde bir toplum yaşantısının gerektirebileceği her aşamayı görebilmek mümkündür. Son derece büyük özveriyle kolonilerine bağlı olan karıncaların yaşama amaçları bireysel değildir. Hepsi tek bir vücut gibidirler ve amaç bu vücudu yaşatmaktır. Koloninin sürekliliği için gerektiğinde ölümü seçmekten de çekinmezler. Bu konuda en güzel örnek, çiftleşme uçuşunun ardından erkek karıncaların başlarına gelenlerdir.

KARINCALARIN HAYATI-DEVAMI SONRAKİ SAYFADA

Karınca Syf.01 Karınca Syf.02 Karınca Syf.03 Karınca Syf.04 Karınca Syf.05 Karınca Syf.06 Karınca Syf.07 Karınca Syf.08 Karınca Syf.09 Karınca Syf.10 Karınca Syf.11 Karınca Syf.12 Karınca Syf.13 Karınca Syf.14

Önceki Sayfa Ana Sayfa Üst Sayfa Sonraki Sayfa

Ana Sayfa Üst Sayfa Ürün Talebi İlaçlama Talebi İçindekiler Hakkımızda Referanslar İletişim

OTAŞ  ©     İlkbahar Mh.  Ukrayna Cd.  591 Sokak No: 7   06550  Yıldızevler/Çankaya/ANKARA  TEL: 0312 4918791  FAX: 0312 4919095   E-Mail: 

Ekran çözünürlüğü 1024 x 768 Pixel & Telif Hakkı OTAŞ © 2002  ebilgi@gmail.com & Güncelleme: 16/12/08  & Web Uzmanı:Osman TAŞPINAR    &  Bu Günün Tarihi: