Örümcek ve akrepler tarafından ısırılma, çoğunlukla ısırılan vücut bölgesi ile sınırlı kalan bir acı veya yanma hissi ve şişkinlik ile sonuçlanır. İnsanı öldürecek derecede güçlü zehirli akrep ve örümcek
türleri oldukça azdır ve yurdumuzda bu denli zehirli türler bulunmamaktadır.
Isırılan kişi, hayvanın zehrine karşı alerjik tepkime gösterebilir. Bu durumda tehlike riski daha yüksektir. Ancak benadryl benzeri antihistaminler, çoğunlukla alerjik tepkimeleri rahatlatıcı etkiye sahiptir.
Örümcek veya akrep tarafından ısırılmalarda yapılması gereken en önemli şey, kişiyi sakinleştirmektir. Birçok kişi, ısıran canlı zehirli olmasa bile, panik nedenli olarak anaflaktik şoka girebilmekte ve bu
nedenle oksijensiz kalarak hayati tehlike yaşamaktadır. Panik esnasında salgılanan hormonların vücutta dolaşımı hızlandırdığı ve bu nedenle de zehrin vücut içerisinde dağılımını kolaylaştırdığını unutmamak
gerekir.
Isırılan yer ilkin olarak şişer ve dokunmaya karşı hassas bir hale gelir. Bu durumda yapılabilecek en mantıklı hareket, buz veya soğuk su içeren bir torba ile ısırılan yer üzerine kompres yaparak şişkinliği
indirmeye ve acıyı azaltmaya çalışmaktır. Ancak öncelikle ısırılan bölgenin sabun ve su ile iyice yıkanmasında fayda vardır.
Zehirli bir akrep tarafından ısırılma sonrasında, yüz kaslarında veya vücudun belirli bölgelerinde his yitimi görülebilir. Genel belirtiler ise kalp atışında yavaşlama, kan basıncının yükselmesi, halsizlik,
terleme, konuşma ve solunumda güçlüktür. İstemsiz kas seğirmeleri ve görüşte bulanıklık da zehirlenme etkileri arasındadır. Hiperaktivite veya gözlerde olağandışı hareketlilik, çırpınma davranışı ve felç de
görülebilir.
Örümceklerin zehri genellikle nörotoksik özelliktedir. Isırılan bölgede şişkinlik ve ödem oluşumu, şiddetli ağrı ve acı hissi, kaslarda spazm görülebilir. Sersemlik, kusma eğilimi, terleme, tükürük salgısında
artış, solunum güçlüğü diğer etkilerdir. Bazı örümceklerin zehri ise hemolitik özelliktedir ve ısırılan bölgede nekroza neden olabilir. En zehirli örümcekler, Karadul ve Kahverengi Münzevi Örümcek olarak
bilinen türlerdir.
Zehirli akrep veya örümcek ısırmalarında alkolden veya ağrı kesicilerden kesinlikle uzak durmak gerekir. Isırılan yerden zehri emmeye çalışmak da mantıklı bir davranış değildir. Keza ağız içindeki, yemek
borusundaki veya midedeki yaralardan (örneğin habersiz olduğunuz bir ülserden) zehrin kana karışma olasılığı oldukça yüksektir. Bazı durumlarda, ısırılmadan 30-60 dakika sonra acı hissi ortaya çıkabilir. Zehrin
miktarına, etkinliğine ve ısırılan bölgeye göre bu koşul değişkenlik gösterebilir.
Her türlü ısırılma sonrasında, uygun ve mümkün olan ilkyardımın uygulanmasından sonra en kısa zamanda bir doktora gitmekte fayda vardır. Doktor müdahalesinde morfin bazlı ağrı kesici veya mevcut ise panzehir
uygulaması yapılabilir. Ciddi durumlarda ise yine klinik müdahale gereklidir
AKREP SOKMALARI (SCORPIONIZM) VE AKREP ZEHİRLERİ
Giriş
Akrepler ve akrep sokmalarıyla ilgili olarak; gerek akademik çevrelerden -özellikle Tıp fakültelerinden-, gerek Biyoloji öğrencilerinden gerekse halktan gelen yoğun sorular nedeniyle; ilgilenenlere cevap olması açısından, literatürden yararlanarak bu sayfa hazırlanmıştır.
Halk arasında sıkça duyulduğu gibi; "kuyruk boğumu ne kadar fazla ise zehir miktarı artar" inancı bilimsel değildir. Zira akreplerin kuyruğu söylendiği gibi 7, 8, ... 12, 13 boğumlu değil; 6 boğumlu (segmentli)dur. Zehir, akrebin "telson" denen kuyruğunun son boğumunda yer alan zehir bezlerinden üretilir ve iğneleyeceği zaman iki kasın yardımıyla dışarı verilir. Akrep sokmaları için literatürde kullanılan isim, "scorpionizm"dir. Scorpionizm, yurdumuzdaki akreplerden özellikle Buthidae üyelerinden kaynaklanır. Diğer akrep gruplarında (Euscorpiidae, Iuridae, Scorpionidae), önemli bir vakaya rastlanmamaktadır. Sokulan bölgede genelde kızarıklık, şişlik ve kısmi ağrı şeklinde sonlanır. Buthidae içinde ise en tehlikeli olabilecekler, Leiurus quinquestriatus ve Androctonus crassicauda'dır. Bunların dışında Batı, Orta ve Güney (Akdeniz) Anadolu'da en çok rastlanan Mesobuthus gibbosus ile Orta Anadolu ve daha doğuda kalan Anadolu kesiminde (Karadeniz kıyı kesimi hariç) sıkça rastlanan M. eupeus'un sokması sonucu zaman zaman ciddi semptomlar görülse de genelde ölüme sebebiyet vermemektedirler. Tehlikeli akrep sokmaları daha çok ABD'nin güneybatısı, Meksika, Güney Amerika'nın orta ve kuzey bölgeleri, Hindistan ve Ortadoğu ülkelerinde, yurdumuzda ise Güneydoğu Anadolu'da görülür. Dünya genelinde yılda yaklaşık 100000 akrep sokması görülmekte ve bunlardan 800 kadarı ölümle sonuçlanmaktadır. Ülkemizdeki vakaların sayısı için bir rakam vermek güçtür. Ancak bilhassa Güneydoğu'da yaptığımız çalışmalar sırasında sağlık ocakları ve halktan edinilen bilgiye göre; tamamına yakını kısmi ağrılar ve yaralar şeklinde olup, birkaç saatten bir güne varan sürelerdeki rahatsızlıklar ile sonuçlanmaktadır. Bazı türlerin sokması sonucu oluşan etki, arı sokmasından pek farklı değildir.
Akrep sokmalarında görülen semptomlar ve diğer alametler:
Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan insanlar, akrep sokmalarından fazla etkilenmektedir. Aslında iğnenin sokulan organda bıraktığı deliğin derinliği de zehirlenmenin etkisini belli eder. Eğer iğne kemiğe denk gelmişse alttaki yumuşak dokulu kısımlara ulaşamadığından çok daha az etki bırakır. Bütün akrepler, nörotoksik (merkezi sinir sistemini etkileyen) bir zehire sahiptir. Ancak bazı ekzotik türler sitotoksik (hücreleri etkileyen) zehire sahiptir.
Akrep sokmalarında görülen semptomlar ve diğer alametler;
·Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen sokulma işareti (iğne izi),
·Semptomlar, esas 30 dakika veya bazen 4-12 saat sonra görülmeye başlar ve takip eden 24 saat boyunca artarak kendini gösterir. Ağrı, belli bir bölgede olabileceği gibi, karındaki kramplar şeklinde başka bir yerde de oluşabilir.
·Yanma hissi ile genellikle el, ayak, yüz ve baş derisinde görülen iğnelenme, karıncalanma ve aşırı bir duyarlılık (paraesthesia),
·Giyecek birşeyler arama, yatağa girme isteği gibi deride aşırı duyarlılık ve sesten bile rahatsızlık (hyperaesthesia).
·Bacakları bükememe şeklinde kas koordinasyon bozukluğu veya yürürken sarhoş gibi davranma, istem dışı hareketler, titreme, halsizlik (ataxia),
·Bazı türlerde (Afrika'daki Parabuthus spp. gibi) nabzın 100-150'ye çıkması (tachycardia),
·Yeme ve yutma sorunları (dysphagia),
·Konuşma zorluğu (dysarthia),
·Başağrısı, kusma ve ishal (diarrhea),
·Hastanın göz kapaklarının bükülmesi, sarkması (ptosis),
·Bebeklerde hiperaktiflik ve sebepsiz yere ağlamalar,
·İdrar güçlüğü,
·Solunum güçlüğü ve buna bağlı ölüm.
Akrep sokmalarına karşı:
·Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla dolaşılmamalı, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giyilmeli,
·Akreplere çıplak elle dokunulmamalı,
·Kamp yaparken veya açık arazide yatarken; doğrudan zeminde yatılmamalı,
·Arazide çeşitli amaçlarla taş veya ağaç kütüğü vs. kaldırırken dikkatli olmak; taş altında olabilecek bir canlıyı araştıran araştırıcının (biyoloğun) taşı kendine doğru çevirmesi (karşıya doğru değil!) gerekir.
·Bölgenin akreplerinin yüksek zehirli veya pek zararsız olup olmadıklarını öğrenmekte de yarar vardır.
Zehirlenmelerde yapılması uygun olacak tedbirler:
·İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı.
·Hyperaesthesia durumunda ağrıyı hafifletmek için hastaya bir analjezik (Aspirin, Paracetamol) verilebilir ve hemen hastaneye sevketmeli,
·Kalp ve solunum fonksiyonları takip edilmeli,
·Sistemik semptom görülen hastalar ile bilhassa çocuklar ve yaşlılar 24-48 saat süreyle müşahade altında tutulmalı,
·Hareket edilmemeli ve yara temiz tutulmalı,
·Panzehir, sadece ciddi zehirlenme durumlarında tatbik edilmeli,
·Antihistamin ve steroidler sadece panzehire karşı alerjik tepkimeler görüldüğünde uygulanmalı,
·Anaphylactic tepkimeler daima takip edilmeli ve görülürse adrenalin uygulamalı,
·Ağrı ve krampları önlemek için damar içine (intravenöz) 10 cc 10% kalsiyum glukonat IV uygulanabilir. Ancak bu da sadece 20-30 dakika süreyle etkisini sürdürür.
·Enfeksiyonu önlemek için tetanoz iğnesi yapılabilir.
·Zehir gözlere temas edecek olursa; bol su veya süt vs. gibi bir sıvı ile yıkanmalıdır.
Yapılması yanlış olacak uygulamalar:
·Sokulan yeri bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel yöntemler "kocakarı ilaçları vs." kullanılmamalı,
·Semptomların etkisini azaltmak için alkol kullanılmamalı,
·Kuvvetli bir zehirlenmeye bağlı herhangi bir semptom veya alamet yoksa, panzehir (antivenom) kullanılmamalı,
·Örümcek veya yılan panzehirleri kullanılmamalı,
·Fazla salya salgılamayı (daha çok Afrika'daki Parabuthus türlerinde görülür) önlemek için (başka alerjik durumlara sebep olmaması için) atropin tatbik edilmemeli,
·Morfin ve morfin benzeri acıyı azaltacak şeyler kullanılmamalı; zira bunlar nabzın artmasına ve solunum güçlüklerine sebep olabilir.
Zehirli Yılan Isırması Durumunda
Yapılacaklar
Zehrin yayılması:
Zehirli Yılan ısırınca, zehir dişlerinden akan sıvı vücut içine iki
koldan yayılır. Bunlardan biri kan dolaşım sistemidir. Fakat zehir dişinin
doğrudan damar içine batması ender görülen bir olaydır. Böyle olduğunda
zehir çabuk yayılır ve birkaç dakika içinde etkisini gösterir. İkinci yol
lenf dolaşım sistemidir. Zehir vücut içine daha çok bu yol ile yayılır, lenf
yoluyla yayılma yavaş olur. Fakat zehrin bazı toksik unsurları, temasa
geldikleri dokuları ve ince damarları tahrip ederek kan ve lenf in dokular
arasına sızmasına neden olurlar. Lenf yoluyla yayılmada vücudun hareket
ettirilmemesi gerekir. Çünkü hareket zehrin yayılmasını hızlandırır. Zehrin
lenf yoluyla yayılması önlenmezse. Sonuçta zehir kana karışmış olur ve daha
tehlikeli bir durum ortaya çıkar.
Zehir Miktarları:
Yılanların zehir miktarları yılanın boyu, zehir kesesinin büyüklüğü ile
ilgilidir ama bir yılan ısırdığında zehrinin tamamını boşaltabileceği gibi
dilerse hiç boşaltmayabilir bu tamamen onun kontrolündedir. Korkmuş veya
kızmış bir yılan zehrinin tamamını boşaltabilir. Yine zehrin miktarı kadar
zehir şiddeti (Toksisitesi) de önemlidir. Bu faktörlerin daha kolay
anlaşılması için maxima tabiri kullanılır.
Maxima bir zehirli yılanın bir ısırışta zehrinin tamamını boşalttığında
öldürebileceği 70kg lık adam sayısına denk gelir. Örneğin maximası 15 olan
Kobralar bir ısırışta enjekte ettikleri zehirle 70 kg ağırlığında 15 insanı
öldürebilirler. Türkiye’deki zehirli yılanların maximaları 1’den daha
düşüktür ve sağlıklı bir insan için öldürücü değildir, ısırılan yer şişer ve
bu yerde devamlı ağrı duyulur. Türkiye’deki yılanların zehri ancak küçük
memeliler veya sürüngenler (Fare, tavşan, kedi, köpek, kertenkele vs.) için
öldürücüdür. Ancak bu yılanlar tarafından ısırılan bir
kişiye de hiç vakit kaybetmeden derhal ilk yardım uygulanmalı ve gerekiyorsa
yılan serumu (Antiserum) yapılması için derhal hastaneye kaldırılmalıdır.
İlk Yardım:
Böyle bir durumda yapılacak ilk işler
aşağıdadır.
Isırılan kişi, ısıran yılanı yakalamaya çalışmamalıdır; çünkü bu durum
diğer ısırma ve yaralanmalara sebep olabilir, ayrıca hareket zehirin
yayılmasını çabuklaştırır. Her yılan ısırması zehirli bir yılan ısırması
anlamına gelmez, çoğu kez insanlar, zehirsiz yılanlar tarafından ısırılır.
Hatta zehirli bir yılan ısırsa bile her zaman zehir enjekte etmeyebilir.
Yılan türlerinin ısırmalarında, şayet zamanında önlem alınırsa, ölüm çok
enderdir. Tedavi edilmemiş engerek ısırmalarında dahi
24 saat içinde bir ölüm olayı hemen hemen imkansızdır. Bununla
birlikte yılan ısırmaları ciddiye alınmalıdır. Şayet yarım saat içinde
ısırılan yerde bazı belirtiler ortaya çıkarsa bir zehirlenme ihtimali
vardır. Bu durumda tedaviye geçmek için vakit kaybedilmemelidir. Ancak
telaşlanma ve heyecan aynı şekilde tehlikeli olabilir. Bu bakımdan hasta
yatırılmalı ve sakinleştirilmelidir.
Bazı hassas kimselerde (yılan zehirine aşırı
duyarlı) ısırılma olayından hemen sonra kasılmalar ortaya çıkar, bu
durumlarda mümkün olduğunca çabuk tıbbi yardım gereklidir.
Eğer bir zehirli yılan tarafından zehirlenme
olayı gerçekleştiyse:
1) Isırılan yerin 8-10 cm. kadar
üzerinden bir bağ ile (mendil, kravat, serum lastiği) ile sıkmak.
Bağ ne çok gevşek nede çok sıkı olmalıdır ve arada
gevşetilmelidir. Buradan amaç deri altındaki
lenf hareketini durdurmak ama kan dolaşımına engel olmamaktır, baskı bu
düzeyde olmalıdır,
bilekteki nabız atışı hissedilmelidir. Ayakta ise nabız atışı topuktan
alınmalıdır.
2) Eğer ısırık zehirli yılan
ısırığıysa ve eğer yılan zehir boşalttıysa (ki her yaklaşık 3 ısırma
olayından birinde boşaltmayabilmektedir) ve eğer hastayı 1 saat içerisinde
bir hastahaneye yetiştiremeyeceksek o zaman (Bunu ısırma yerine yakın çok
büyük ağrı, şişkinlik ve ödemli kızarıklık oluşmasıyla anlarız.) Isırılan
yerin biraz üstünü antiseptik (Alkol, tentürdiyot vs.) ile temizledikten
sonra temiz bir bıçak veya jiletle 1-2 uzunlamasına (Damara gelmeyecek
şekilde) yarık açmak. (Bu yarıkları artı şeklinde değil, birbirine paralel
olacak şekilde açın yoksa yara geç iyileşir) Yarıkların derinliği 5-8mm
olmalıdır. Ancak son zamanlarda ısırılan yerin üzerine çizik atarak kesme
işleminin sakıncaları ortaya çıkmış ve terk edilmiştir. Bunun yerine kesik
açmadan emme yöntemi tavsiye edilmektedir. Isırılan
yeri dağlamak, buz koymak yanlış hareketlerdir.
3) Lenf ve bununla birlikte zehrin
çıkması için açılan yarıkların ağızla emilmesi veya vantuz ile yaklaşık
15-20 dakika boyunca çekilmesi gerekir. Ağız ile
emilecekse, emen kişinin ağzında yara bulunmamalıdır ve emilen sıvı derhal
tükürülmelidir. Ancak ağız ile emmektense daha iyisi plastik büyükçe
bir şırınganın ön kısmı kesilerek vantuz olarak kullanılmalıdır ve zehir
bununla emilmelidir. Hata mümkün olduğunca yavaş
hareket ettirilmeli ve kendisine kesinlikle alkollü içecek verilmemelidir.
Hastaya hiç bir tedavi uygulanmasa bile ölüm olayı (Yılan büyükse ve tüm
zehirini boşalttıysa ve ısırılan kişi sağlıklı değilse) 24 saatten önce
gerçekleşmez bu yüzden acele edip yanlış bir hareketten kaçınılmalıdır.
4) Hastaya Yılan Serumu enjekte etmek
ve diğer rahatsızlıkları bakımından tedavi altına almak için, en kısa
zamanda bir doktora müracaat edilmesi veya bir hastaneye götürülmesi
gereklidir.
Yılan serumu bir doktor nezaretinde yapılmalıdır çünkü serum, sadece 2. ve
3. tür zehirlenmelerde
tatbik edilir. Çünkü bir görüşe göre panzehir aşırı duyarlılığı olan
kişilerde ölümcül şoklara neden olabilir. Eğer yukarıda belirtildiği gibi
hastanın ısırılan yerin 8-10 cm üzerine kesi yapıldıysa 1. tür
zehirlenmelerde yılan serumu uygulamaya gerek yoktur. Ancak kesi
yapılmadıysa, yılan serumu uygulanabilir ama kesinlikle doktor nezaretinde
ve eğer mümkünse hastahanede..
Bu arada yeri gelmişken bu dereceleri ve uygulanacak serum dozunu
yazalım.
1. Derece: Yılanın soktuğu yerde
şiddetli ağrı ve zonklama diş çevresinde 3-6 cm arası ödemli kızarıklık,
görülür. Zehir emildiyse seruma gerek yoktur, 12 saat içinde belirtiler
kaybolur. Zehir emilmediyse baldırın ön-yan yüzü veya kalçadan 1 ampul yılan
serumu yaptırmak (Bir doktora) yeterlidir.
2. Derece: 1. derecedeki belirtilere
ilaveten, şişkinlik ve kızarıklıklar vücuda yayılmaya başlar,
ödemli bölgede kanamalı lekeler ve morluklar belirir. Bunlara ilave olarak;
Terleme, bulantı, kusma, karınağrısı, hafif ateş varsa, bu 2. dereceden bir
zehirlenmedir ve doktor tarafından 1 ampul yılan serumu iv. olarak, bir
ampul de kalçadan olmak üzere toplam 2 ampul serum yaptırılır.
3. Derece: 1 ve 2. Derece
zehirlenmelere ilaveten, belirtiler büyüyerek artarsa, vücut ısısı
düşmeye başlar, nabız atışları artar ve hasta şoka girerse bu 3. dereceden
bir zehirlenmedir ki.
Bu durumda hastahanede doktor tarafından damardan en az 5 ampul serum yapmak
gerekir
4. derece: (Türkiye'deki yılanlarada
görülmez) Genellikle çıngıraklı yılan sokmalarında görülen çok daha ağır
belirtiler gösteren bir zehirlenmedir, Türkiye'deki yılan türlerinin
ısırmasıyla bu tür zehirlenme olamayacağından, akılları karıştırmamak için
bu tür zehirlenmeyi anlatmıyorum.
Yanlız şunu da belirtmekte fayda var ki; Bu müdahalelerin hepsinin
hastahanede yapılması gereklidir ayrıca hasta müşahade altına alınmalı ve
kandaki fibrinojen düzeyi, trombosit sayısı, protombin zamanı, azot düzeyi
ve elektrolitler incelenmeli, hatta bunlar 3-4 saat arayla
tekrarlanmalıdır. Tedavi buna göre sürdürülmelidir.
Tabi bu saydıklarım çok ağır vak'alar için geçerlidir ki Türkiye'de bu
türden ölüm olaylarına rastlanmamıştır. Türkiye'deki yılan sokmalarında eğer
kesi yapılıp zehir emildiyse en fazla 2. dereceden bir zehirlenme
gerçekleşebilir o da hasta büyük bir engerek tarafında ısırıldıysa ve
engerek bütün zehirini enjekte ettiyse.
BÖCEK
SOKMALARI
VE
ISIRMALARINDA
İLK
YARDIM:
Kazazede
öncelikle
sakinleştirilir.
Yara
kalp
seviyesinin
üstünde
tutulur.
Yaraya
buz
tatbik
edilir.
Buz
yoksa
suyla
iyice
yıkanır.
Varsa
amonyakta
kullanılabilir;
psikolojik
olarak
kazazedeyi
rahatlatır.
Amonyak
aslında
asidik
zehirlenmelerde
kullanılır.
Arı
sokması:
Arının
iğnesinin
steril
bir
iğne
ile
çıkarılması
gerekir.
İğne
çıkarıldıktan
sonra
buz
tatbik
edilebilir.
Akrep
sokması:
Zehirin
gücü
akrebin
kuyruğundaki
boğum
sayısı
ile
doğru
orantılıdır.
Zehir
sinir
sistemini
ve
kalbi
etkiler.
Tükrük
salgısı
artar.
Kaslar
kasılır.
İdrar
kaçırma
ve
felç
görülebilir.
Sokulan
bölgede
ağrı,
yanma
ve
uyuşukluk
olur.
Bu
durumda
yara
kesinlikle
emilmez.
Ufak
bir
turnike
ve
amonyak
uygulanır.
Kişiye
alkol
verilmemeli
ve
yara
dağlanmamalıdır.
Örümcek
sokması:
Zehirli
örümcekler
kum
saati
şeklinde
küçük
ve
siyah
olurlar.
Ayrıca
kafalarında
kırmızı
benek
olur.
Isırdıklarında
sinir
sistemini
etkilerler.
Karın
kısmında
ağrı
görülür.
Yara
oynatılmamalıdır.
Yaranın
üzeri
bez
veya
eşarpla
sıkılmalı
ve
buz
uygulanmalıdır.
Köpek
ısırması:
Kuduz
köpeklerin
ağızları
salyalıdır
ve
göz
bebeklerinde
simetri
yoktur.
Sudan
korkarlar
ve
kuyrukları
bacaklarının
arasında
gezerler.
Isırma
durumunda
yara
bol
su
ile
yıkanmalı
ve
kapatılarak
pansuman
için
hemen
hastahaneye
gidilmelidir.
Tetanoz
ve
kuduz
aşısı
olunmalıdır.
Köpeğin
yakalanması
ve
10
gün
karantinada
kalması
gerekir.
Yılan
ısırması:
Yarada
diş
izi
bırakır.
Zehirli
yılanlar
kısa,
kuyrukları
yuvarlak
ve
kafaları
üçgen
şeklinde
olanlardır.
Üzerlerindeki
pullar
daha
küçük
ve
daha
fazladır.
Çok
parlak
ve
canlı
renklerde
olurlar.
Isırma
durumunda
kan
pıhtılaşmakta
zorlanır,
aşırı
kan
kaybı
olur.
Yanma
hissi
ve
ağrı
vardır.
Şişlik
ve
morluk
görülebilir.
Sinir
sistemini
ve
kalbi
etkiler.
Kusma,
uyuklama
ve
bulantı
görülebilir.
Yara
öncelikle
iki
dişizi
arası
çizilerek
kanatılır,
emilmez.
Isırılan
bölgenin
üstü
bir
bezle
sıkılır.
Kene
yapışması:
Üzerine
yağ
damlatılarak,
bir
cımbızla
saat
yönünün
tersine
çevrilir.
Sülük
yapışması:
Sülükler
kirli
kanı
emdiklerinden
yararlıdırlar.
Sigara
veya
herhangi
bir
ısı
kaynağı
ile
uzaklaştırılırlar.
ZEHİRLENMELER
BUNLARA DİKKAT
Kokulu ilaçlama sırasında ilaçlanan alanda bulunmayınız ilaçlama bitiminde havalandırılması yapılırken ilaçlı mekanda bulunmayınız zehirlendiğinizden şüphelendiyseniz temiz havaya çıkın. ciddi olduğunuzu düşündüğünüzde gideceğiniz doktara ne ilacından zehirlendiğinizi bildirmeniz gerekmektedir tedavinin kolay yapılabilmesi açısından
ZEHİRLENME ANINDA YAPILACAK PRATİK VE HAYAT KURTARICI BİLGİLER
1) Panik yok !
2) Zehirlenen kişiyi ve zehirli maddenin kutusunu telefonun yanına getir.
3) Zehir Danışma Merkezini derhal ara:
114
4) Verilen talimatı aynen uygula.
* AĞIZ yolu ile zehirlenmişse:Şuuru kapalıysa ağızdan bir şey