|
Arıların en
hayret verici özelliklerinden biri de yaptıkları düzgün altıgen
peteklerdir. Kalabalık bir arı grubu petek inşa ederken seyredildiğinde,
ilk akla gelen bu grubun yaptığı işin sonucunda bir kargaşanın ortaya
çıkacağıdır. Birbirinden bağımsız hareketler yapıyor gibi görünen bu
canlıların hep birlikte son derece intizamlı yapılar meydana
getirebileceklerine pek ihtimal verilmeyebilir. Oysa dışarıdan görülenin
aksine, petek ören arılar kusursuz bir uyum içinde ve son derece düzenli
bir şekilde çalışmaktadırlar. Öyle ki her biri farklı yerlerden
başlamalarına rağmen, tümü aynı büyüklükte altıgen hücreler
üretebilirler. Bu altıgenleri ortada birleştirdiklerinde hiçbir şekilde
birleşme yerleri belli olmaz ve altıngenlerin açılarında herhangi bir
kayma da olmaz.
Arılar sadece kovanda ihtiyaç olduğu zamanlarda petek örerler. Bu
petekleri barınmak, yiyecek stoklamak ve yumurtalarını büyütmek için
inşa ederler. Peteklerin her yönden düzenli bir yapıları vardır. Örneğin
arı petekleri çift yüzlüdür. Her iki yüzde de yüzlerce hatta binlerce
göz bulunur. Bu gözlerin bal, polen ve yumurta ile doldurulmaları da
yine belirli bir düzen içinde gerçekleşir. Bir sıralama yapılacak
olunursa bir arı peteğinde, en üstten başlamak üzere orta bölüme kadar
bal bulunur. Ara bölümde polenler, en altta da larva odaları yer alır.
Bal depoları kovanın yan taraflarında da devam eder. Ancak işçi arılar
larva odaları ile bal odaları arasına mutlaka birkaç sıra polen depo
ederler. Bu şekilde bal, larvalar ve polen birbirine karışmamış olur.
Kuşkusuz petek içinde bal ve larvaların birbirine karışmaması en çok
insanların işine yaramaktadır. Aksi takdirde arıcılar açısından içinden
çıkılmaz bir durum meydana gelirdi. Petekten bir bölümünü ayırmak
isteyen arıcılar, bal almaya çalışırken arı kolonisinin yeni bireylerine
istemeden zarar vermiş olurlardı. Ayrıca larvalarla karışacağı için bal
yemek de oldukça zorlaşırdı.
|
 |
| Petekteki gözlerin bal, polen ve yumurta
ile doldurulmaları belirli bir düzen içinde gerçekleşir. En
üstten orta bölüme kadar bal bulunur. Ara bölümde polenler, en
altta da larva odaları yer alır. Kraliçe hücreleri ise en
aşağıda inşa edilir. |
|
Burada bu kolaylığın oluşmasını sağlayan
yine şuurlu bir harekettir. Görünüş olarak peteklerdeki hücreler
(örneğin larva hücreleriyle, polen ve bal hücreleri) arasında hiçbir
fark yoktur. Bunların tümü tamamen birbirlerine benzerdir. Ancak bu
benzerliğe rağmen, daha önce de belirttiğimiz gibi, kraliçe boş bal veya
polen hücrelerine yumurta bırakmak gibi bir yanılgıya düşmez. Her zaman
doğru yere yumurtalarını bırakır.
EVRİMCİLER PETEKLERİN İNŞASI HAKKINDA NE
DÜŞÜNÜYORLAR?
Balarıları diğer bütün canlılar gibi kendi türlerine özgü
davranışlara sahiptirler. Bu davranışlar da evrimciler açısından soru
işaretleri ile doludur. Örneğin evrimciler balarılarının yaptıkları
petekler, aralarındaki iletişim gibi pek çok özellikleri hakkında
sorulan sorulara verecek cevap bulamamaktadırlar. Çünkü evrim
mekanizmaları ile arıların sosyal yaşantılarının ve özelliklerinin
açıklanması imkansızdır.
Charles Darwin özellikle koloniler halinde yaşamaları nedeniyle
"sosyal böcekler" olarak adlandırılan arıların ve karıncaların
davranışlarını kendi teorisinin mekanizmaları ile açıklamakta
zorlandığını pek çok ifadesinde itiraf etmiştir. Türlerin Kökeni adlı
kitabında sorduğu bir soru ile Darwin, kurucusu olduğu teorinin
içgüdüler konusunda içine düştüğü çelişkiyi şöyle vurgulamaktadır:
...İçgüdüler Doğal Seçme'yle kazanılabilir
veya değişikliğe uğratılabilir mi? Arıyı, -büyük matematikçilerin
buluşlarından çok önceden- petek gözlerini yapmaya yönelten içgüdü için
ne diyeceğiz?
Darwin'in neden kendi teorisini sorgulayacak kadar zor durumda
kaldığı arıların petek yapımı incelendiğinde hemen anlaşılacaktır.
PETEĞİN GENEL YAPISI
Bir petek ortadan ikiye bölünecek olunursa son derece ilginç bir
görüntüyle karşılaşılır. Peteğin bir ara duvarı vardır. Bu ara duvar da
diğer kısımlar gibi balmumundan yapılmıştır ve her iki tarafa doğru
sıralanmış olan hücrelerin ortak zeminini oluşturur. Hücrelerin zemini
düz değildir. Biri diğerine uygun olacak şekilde çukurdur. Karşılıklı
hücrelerdeki bu çukurlar yer kazanmak amacıyla birbirlerinin içine doğru
sokulmuştur. Yan duvarlar, hücrelerin ara duvara nazaran aşağıya doğru
hafifçe eğimli durabilmelerini sağlayacak şekilde bir yapıya sahiptir.
İşte bu eğim, dolu hücrelerden balın akmamasını sağlar.
Bundan başka
kovanda işçi arıların hücreleri daha yukarıda, erkeklerin sayıca az olan
hücreleri ise aşağıda olacak şekilde bir düzen vardır. Kraliçe hücreleri
de yine en aşağıda inşa edilir. Ayrıca petek hücreleri ihtiyaca göre de
örülür. Örneğin kovanda erkek arı sayısı azaldığında veya kıştan
çıkıldığında (kışın kovanda hiç erkek olmaz) erkekler için üretilen ve
diğerlerine göre daha büyük olan hücrelerden inşa edilmeye başlanır.
Aynı şekilde kraliçe hücresi de sadece kovan için yeni bir kraliçe
gerektiğinde yapılır.
Bunlarla birlikte peteklerin inşasında da son derece önemli detaylar
vardır. Peteğin hammaddesinin üretimi ve kullanılışı, petek
oluşturulurken yapılması gereken matematik hesapları gibi detaylar son
derece şaşırtıcıdır.
Petek Yapımındaki İlk Aşama: Balmumunun
Üretimi
Arı
peteklerinin temel inşaat malzemesi balmumudur. Arılar balmumunu,
karınlarının altında yer alan 4 çift salgı bezinden salgılarlar. Bu
salgı bezlerinin bitiştiği yerde iki küçük aralık vardır. Balmumu bu
aralıklarda ufak ince pullar şeklinde oluşur. Arılar bu küçük tabakaları
almak için tüylerden oluşan arka bacaklarındaki kancalarını kullanırlar.
Bunu balmumu plakasına geçirir ve arka bacaklarıyla çekip dışarı
çıkarırlar. Sonra ileri iterek önce orta, sonra ön ayaklarına
ulaştırırlar. (Arılar 6 bacaklıdır) Son olarak plakayı çene kemikleri
ile alır ve yoğurarak işlenebilir kıvama getirirler. Bir mum pulcuğu
alınır alınmaz, aralıktan hemen ikincisi çıkar. Yalnız balmumunun
salgılanması için en önemli unsur sıcaklıktır. Bu yüzden işçi arılar
peteği inşa etmeye başladıklarında ilk olarak birbirlerine zincir
halinde kenetlenir, adeta bir top halini alırlar. Bu sayede balmumu için
gerekli olan 35 oC ısı sağlanmış olur. Yoğurma işlemi bu en uygun ısı
derecesinde yapılır ve böylece plastikleştirilmiş, inşaata elverişli
balmumu hazır olur.
Balmumunun rengi ilk salgılandığı zaman beyazdır. İçine polen ve
başka maddeler karıştıkça renk sarıya ve kahverengiye döner. Balmumunun
kimyasal içeriği ise şöyledir:
Hidrokarbon % 14
Monoesterler % 35
Diesterler % 14
Hidroksi Polyesterler % 8
Serbest asitler % 12
Balmumu üretimi oldukça fazla enerji gerektiren bir işlemdir. Bu
nedenle arılar 1 kg. balmumu yapmak için yaklaşık olarak 22 kg. bal
tüketirler. Arılar balmumunu salgı bezlerinden her seferinde yaklaşık
olarak bir toplu iğnenin başı büyüklüğünde parçalar halinde
çıkartırlar.Bu oran göz önünde bulundurulduğunda balmumunun neden bu
kadar kıymetli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Arılar en küçük bir mum
kırıntısını bile çok iyi değerlendirerek balmumundan maksimum istifade
ederler. Hatta bir kovanı tamamen terk etmeleri gerektiğinde de bal
tüketerek balmumu üretmek yerine, eski kovandan balmumu taşımak gibi bir
yönteme başvurdukları bile gözlenmiştir. Bu konuda araştırma yapan Alman
bilim adamı Dr. N. Koeniger başka bir yerde yeni bir kovan yapmak için
eski kovanı terk eden bir arı kolonisi bulmuştur. Ertesi gün işçi
arıların kovana geri döndüğünü gözlemleyen Koeniger, arıların eski
hücrelerden balmumu kemirdiğini ve bunları yeni yuvalarına taşıdığını
tespit etmiştir. Arıların bu tutumlu davranışlarının nedeni balmumunun
üretiminde çok enerji gerekmesidir.
Arılar toplu iğne başı büyüklüğünde parçalardan oluşturdukları
balmumunu çok akılcı bir şekilde kullanarak en az balmumu ile en fazla
petek inşa ederler. Örneğin arıların 22.5x37 cm. ebatlarında bir petek
için sadece 40 gr. balmumu harcadıkları saptanmıştır. Boş ağırlığı 40
gr. olan bu petek yaklaşık 2 kg. bal depolayabilmektedir.
Balmumu Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
 |
Yanda petek örme işlemine başlayan
arılar görülmektedir.
Arılar balmumu üretimi için gerekli olan
sıcaklığı elde edebilmek için öncelikle birbirlerine
kenetlenerek ısıyı arttırırlar. Daha sonra ürettikleri balmumu
plakalarını ağızlarında şekillendirerek her biri diğerlerinin
aynı, kusursuz altıgenlerden oluşan petekleri örerler.
|
|
Arıların petek üretimi balmumunun varlığına bağlıdır. Balmumu gibi
petek yapımı için son derece uygun olan bir maddenin arılar tarafından
üretiliyor olması başlı başına bir yaratılış delilidir.
Evrimciler, arıların bu özelliklere ilk ortaya çıktıklarında sahip
olmadıklarını ve bütün özelliklerinin uzunca bir zaman süreci içinde
birbirini izleyen tesadüfler sonucunda ortaya çıktığını iddia ederler.
Bu durumda cevaplanması gereken bazı soruları sorarak, evrimcilerin bu
iddialarının dayanaksızlığını incelemekte fayda vardır.
Öncelikle kendilerine tamamen yabancı bir madde olan balmumunun
içeriğini arılar nasıl bulmuşlardır?
Ve nasıl olup da her arı aynı formülü, aynı kıvamı hatasız olarak
milyonlarca yıldır tutturabilmektedir?
Arılar balmumu gibi ideal bir malzemenin üretimini yapacakları
sistemleri vücutlarında nasıl oluşturmuşlardır?
Bir an için arıların herhangi bir şekilde peteğin hammaddesi olan
balmumunu üretmeyi başardıklarını varsayalım. Bu başarı tek başına
hiçbir şey ifade etmeyecektir. Çünkü arı aynı zamanda, yapacağı inşaat
için gerekli olan tüm teknik bilgi ve beceriye de sahip olmalıdır.
Yine bir arının -hiç mümkün olmasa da- bu özelliklere şans eseri
sahip olduğunu varsayalım; bu da kesinlikle yeterli olmayacaktır. Söz
konusu arı, bu bilgiyi bir şekilde diğer koloni üyelerine öğretmek
zorundadır. Ve onların bedenlerinde de balmumu üretmek için gerekli olan
sistemi oluşturması gerekmektedir. Ayrıca daha sonra gelecek olan
nesillere de bu bilgiyi ve üretim sistemini aktarmak zorundadır.
Bunların da ötesinde bütün arıların birlikte çalışabilecekleri
şekilde bir iş bölümü yapmayı bilmeleri de gerekmektedir. Çünkü arıların
her birinin petek örme bilgi ve becerisine sahip olmaları yeterli
değildir. Arıların birlikte iş yapmak için gerekli olan organizasyonu
yapabilecekleri akla ve bilince de sahip olmaları gerekmektedir. Çünkü
arıların bu organizasyonu nasıl gerçekleştirdiği, nasıl olup da
aralarında iletişimin sağlandığı, on binlerce arının karanlık bir
kovanda hiçbir karışıklık çıkarmamasının altında ne gibi bir düzenin
yattığı gibi pek çok sorunun da yanıtlanması şarttır.
 |
Balmumu üretimi oldukça zor ve zahmetli bir işlemdir. Arılar
balmumunu, salgı bezlerinden her seferinde yaklaşık olarak bir
toplu iğnenin başı büyüklüğünde parçalar halinde çıkarırlar.
Resimlerde petek ören arılar görülmektedir.
|
 |
|
Akıl sahibi her insanın, yukarıda genel olarak özetlediğimiz bu
aşamalar üzerinde vicdanını kullanarak biraz düşünmesi yeterli
olacaktır. Arı gibi bir canlının her yönüyle petek üretebilecek, bu
petekleri de en gerekli şekilde kullanabilecek özelliklere sahip olması
elbette ki tesadüflerle meydana gelebilecek bir durum değildir. Bu
olağanüstü inşa yeteneği, ne arının boyutuyla, ne sahip olduğu beynin
kapasitesiyle, ne de aklı ve şuuruyla bağdaşmamaktadır.
Arının bu yeteneklerini, yeryüzündeki akıl ve bilinç sahibi yegane
varlık olan insan ile kıyaslayarak düşünelim. Bir insan kendi isteğiyle
vücudunda işine yarayacak yeni bir salgı oluşmasını sağlayabilir mi?
Örneğin ihtiyaç duyduğu anda tükürük bezlerinin tutkal üretmesini
sağlayacak yeni bir sistemi tasarlayıp, bunu vücuduna yerleştirebilir
mi? Elbette ki insanın böyle bir şey yapamayacağını herkes bilir. O
halde insanın akıl ve şuur sahibi bir varlık olarak yapamadığını, bir
arıdan beklemek makul müdür?
Ne arı, ne de yeryüzündeki başka bir canlı kendi isteğiyle vücuduna
yeni organlar ekleyemez, yeni yeni salgılar üretemez. Arılardaki tasarım
ve mucizevi yetenekler, açıkça bir Yaratıcı tarafından var edildiklerini
kanıtlamaktadır.
ARI'LARIN HAYATI - DEVAMI SONRAKİ
SAYFADA
 |