|
Kraliçenin bahar başından itibaren günde 1500-2000 yumurta
bıraktığından söz etmiştik. Eğer arılar bu artışı karşılayacak şekilde
bir tedbir almazlarsa bir süre sonra kovanın kapasitesi artan nüfusun
ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale gelecektir. Kraliçe arının sahip
olduğu yumurtlama hızına göre düşünülecek olunursa bu, sadece 1 ay
içinde koloniye 45.000 ile 60.000 arasında arının eklenmesi demektir. Bu
hızlı sayı artışı da arı kolonisinin çok kısa bir zaman içinde
fonksiyonlarını yitirmesi, işlerin yürümemesi anlamına gelecektir.
Bilindiği gibi kraliçenin salgıladığı
madde kovandaki düzeni sağlayan etkenlerden bir tanesidir. Kovandaki
işçilerin sayısının artmasıyla birlikte bir süre sonra arı başına düşen
kraliçe maddesi de azalmaya başlar. Arılar için nüfus artışına çözüm
bulma zamanının geldiğinin işareti kraliçe maddesinin azalmasıdır.
Bir alanda nüfus artışının yaşanması ile birlikte alınacak tedbirler
bellidir. Ya barınağın genişletilmesi, ya da nüfusun azaltılması
gerekecektir. Arılar da bu iki seçenekten en uygun olanını uygularlar.
Barınağı genişletmek çözüm değildir çünkü sorun yer darlığından ziyade
kraliçe maddesinin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu maddenin
azlığı durumunda dişilerin üreme organları gelişmeye başlayacak ve
koloniye has koku silikleşecektir. Bunun neticesinde de işçi arılar
sürekli olarak kraliçe hücresi yapmaya kalkışacaklardır. Kısacası
kovandaki tüm dengeler alt üst olacaktır.Arı kovanlarında uygulanan
nüfus planlama yöntemi en akılcı olanıdır. Arılar nüfus artışı durumunda
sayıyı azaltma yoluna giderler. Ama bu işlemi -kış aylarında mecbur
kaldıkları durumlarda yaptıkları gibi- larva ve pupaları imha ederek
yapmazlar. Arıların uyguladıkları çözüm son derece akılcı ve her yönüyle
karlı bir çözümdür. Bir kovanda nüfus artışı söz konusu olduğunda
kovandaki arıların bir bölümü eski kraliçe ile birlikte koloniyi terk
ederek başka bir yerleşim yerinin arayışına girerler.
Arıların kovan nüfusunu azaltmak için başvurdukları bu yönteme "oğul
verme" adı verilir. Bu sayede arılar yeni koloniler kurarlar.
ARILAR YOLCULUĞA BAŞLAMADAN ÖNCE YAPILAN
HAZIRLIKLAR
Arılar oğul verme işleminin ilk aşamasında -bahar başlangıcında-
erkek arı hücreleri yapmaya başlarlar. Erkekler diğerlerine göre daha
uzun sürede gelişimlerini tamamladıkları için (kraliçe 16 gün, işçiler
21 gün erkekler ise 24 gün) Nisan başlarında bu peteklerin hazırlanmış
olması gerekmektedir.92 Kraliçe maddesi tam olarak azalmadan önce erkek
hücrelerinin öncelikli olarak örülmüş olması dikkat çekicidir. Çünkü
normal şartlar altında bu madde azaldığında işçilerin öncelikli olarak
kraliçe hücresi örmeleri gerekmektedir. Buna rağmen işçiler erkek arı
hücreleri yaparlar ve erkekler Mayıs başında hücrelerinden çıkarlar. Bu
arada neden erkek hücrelerinin örüldüğü de ortaya çıkar. Bilindiği gibi
erkek arılar kraliçe aramaya, doğduktan 2 hafta sonra çıkabilirler. İşte
bu arada erkekler çiftleşebilecekleri bir kraliçe bulamazlarsa
varlıklarının sebebi kalmayacaktır. Dolayısıyla kraliçenin de tam bu
dönemde büyütülüp çiftleşme uçuşuna çıkmak için hazır olması
gerekmektedir. Eğer işçi arılar erkek hücrelerini biraz geç örseler
kraliçe çiftleşmeyi başaramayacak veya işlem gecikecektir. Kraliçe
çiftleşemeden yumurtlamaya başlayamadığı için de bu, koloni için bir
tehlike oluşturacaktır. Yumurtlama yeteneğine sahip olan eski kraliçe
ise yenisi doğmadan çoktan kovanı terk etmiştir. Karmaşık gibi görülen
bu durum arıların mükemmel bir zamanlama yeteneği ile tam gerektiği anda
kraliçe hücrelerini örmeleri sayesinde çözülür.
Bir taraftan yeni kraliçe hücreleri inşa
etmeye başlayan işçi balarıları, diğer taraftan da eski kraliçeyi
yumurtlama işlemini bırakması için zorlarlar. Çünkü arılar için göç
zamanı gelmiştir ve hazırlıkların buna göre yapılması gerekir. Bu
nedenle işçiler eski kraliçeyi daha az arı sütü ile beslemeye başlarlar.
Bu besin yetersizliği sebebiyle kraliçenin yumurtlaması durur. Kraliçeye
verilen besinin kesilmesinin ikinci bir sebebi daha vardır. Kraliçenin
koloniden ayrılan diğer arılarla birlikte uçabilmesi için hantal
olmaması gerekmektedir. İşçi arıların uyguladıkları bu yöntem bir süre
sonra etkisini gösterir ve kraliçe arı daha hızlı hareket etmeye başlar.
Bir süre sonra o da diğer arılar kadar hareketli olur.
Yeni Kovan Arama İşlemi Başlıyor…
Başka zamanlarda polen, nektar ya da su arayan işçi arılar bu kez
kolonileri için yeni yerler aramaya çıkarlar. Kovanın terk edilmesi,
genelde ilkbahar sonu ve yaz başında gerçekleşir. Bu mevsimde yiyecek
(polen ve nektar) fazladır, hava sıcaktır, günler ise uzundur. Bu
şartlar bir arı topluluğunun kovanı terk etmesi için gerekli olan ortamı
meydana getirir.
 |
Eski kraliçe arı (arı yığının
ortasında) ile kovanı terk eden bir oğul.
Ağaçta oğul oluşturan koloni gözcü arıların
yeni kovan yerlerini göstermelerine kadar bekler.
|
|
Yeni koloniyi oluşturmak için yola çıkacak olan arılar enerji
toplayabilmek için kovandan ayrılmadan önce midelerini olabildiğince
fazla miktarda balla doldururlar. Çünkü çiçekleri dolaşmaya vakitleri
yoktur. Bu beslenmenin sonucunda karınları öylesine şişer ki, vücutları
iğnelerini kullanmak için gerekli olan esnekliklerini kaybeder.94 Bu
yüzden arılar son derece barışçı olurlar. Arıların bu durumunda da büyük
bir hikmet vardır. Balarılarının bu sırada barışcıl olması insanların
güvenliği açısından önemlidir. Oğul verme döneminde bir koloninin
yaklaşık yarısının kovanı terk ettiği düşünülürse, 20.000-30.000
saldırgan arının canlılar için tehlike oluşturacağı açıktır.
Yeni kraliçenin gelmesine yakın eski kraliçe arı, içlerinde bir
miktar işçi arı ve biraz da erkek arı bulunan bir grupla birlikte
kovandan ayrılır. Arı topluluğu kovanı terkettikten sonra yakınlardaki
bir dalda veya çıkıntıda üzüm salkımına benzeyen kenetlenmiş bir yığın
oluşturur.95 Bu yığının ortasında kraliçe bulunur. İşçi arılar kraliçe
arıyı çevreleyerek gövdeleriyle adeta bir duvar örerler ve böylece onun
güvenliğini sağlarlar.Arılar disiplin içerisinde kümeleşir ve bir
süre sonra da yeni koloninin kendine has kokusu oluşur.
 |
Resimlerde ağaçta yuva yaparak
bekleyen arı öbekleri görülmektedir. Gözcü arıların yeni bir
yuva yeri bulması ile birlikte bu dağılacaktır.
|
 |
|
Daha önce çiçek işaretleme konusunda da bahsettiğimiz gibi her işçi
arının vücudunda istediği zaman kullanabileceği bir koku kesesi vardır.
Bu kese arının sırtında ve vücudunun arka kısmında bulunan içeriye doğru
katlanmış bir deri kıvrımından oluşur ve kullanılmadığında dış taraftan
görülmez. Ama arı istediği zaman bunu dışarıya çıkarabilir. Bu şekilde
kesenin içindeki özel birtakım bezler harekete geçer ve koku salgılar.
İşte gözcü arılar bu kokuyu yeni buldukları yerleri işaretlemek için
kullanacaklardır. Kendi koloni kokularına karşı çok hassas olan arılar,
gözcü arı tarafından bırakılan bu kokuyu çok uzaklardan bile kuvvetli
olarak algılayabilirler. Bu sayede kolaylıkla gidecekleri yeri
bulurlar.
 |
Yanlardaki resimlerde bir oğul öbeklenmesindeki sıcaklık
düzenlemesi görülmektedir. Daha serin şartlarda, işçiler daha
sıkı öbeklenirler ve sıcaklık kaybı olmaması için iç
havalandırmayı daha az yaparlar. (ensol) Daha sıcak şartlarda
ise merkezi serirletmek için öbeği yaygınlaştırırlar.
|
 |
|
Gözcü Arılar İş Başında
Koloninin bir bölümü üzüm salkımı şeklini
alarak beklerken, gözcü arılar da büyük bir faaliyet içindedirler. Hatta
hazırlıklara çok daha önceden başlamışlardır. Ana kovandan
ayrılmalarından bir kaç gün önce gözcü arılardan bazıları yeni yerleşim
yerleri için dört bir tarafa yayılırlar. Bazen kilometrelerce uzağa
uçtukları bile olur.
Gözcü arılar yeni kovanlarını kuracakları yarıkları ve ağaç
gövdelerini araştırırken gelişigüzel incelemeler yapmazlar. Koloni için
yer arayan, adeta yerleşim planı yapan çok sayıda gözcü arı çeşitli
hesaplamalar yaparak yeni kovan yerinin uygunluğu konusunda ortak bir
fikre varırlar. Daha sonra yine birlikte hareket eder ve koloninin
bulunduğu ağaca geri dönerek koloniyi yeni yerleşim bölgesine taşırlar.
Bir gözcü arı, uygun bir delik ya da kovuk bulursa uzun süre bazen
bir saat süreyle, sistemli bir biçimde onu inceler. Çevresinde uçarak
bulduğu yerin dışarıdan görünüşünü yoklar. Genellikle içeri girerek
deliğin içinde yürür. Önce giriş noktasına yakın yerleri, sonra da içeri
kısımlarda yürüyerek bulduğu yerin bütün iç yüzeyini dolaşır. Bu konuda
özel bir araştırma yapan Yale Üniversitesi'nden Thomas Seeley tek bir
arının bu şekilde 50 metre yürüdüğünü saptamıştır. Seeley, arıları kendi
çevresinde dönebilen silindir biçiminde ürettiği yapay kovanlarda
yürüterek yaptığı deneyinde; arıların kovanın çevresini dolaşmak için ne
kadar yürümeleri gerektiğini ve buna göre deliğin hacmini
hesapladıklarını ortaya çıkarmıştır.
Yuva yeri aramak için uçan arı sayısı kimi zaman iki düzineyi bulur.
Bu yöntem sayesinde koloni aynı anda birçok yuva yeri hakkında
alternatif bilgi elde eder. En sonunda işçi arılar muhtemel yuva
yerlerini birbiri ardına inceleyerek karar verirler. İki düzine
dolayındaki yuva yeri bu elemeyle iki veya üçe düşürülecek ve sonunda
koloni için en iyi yuvanın hangisi olacağı konusunda uzlaşma sağlanacak
ve yeni yuva da burası olacaktır. Sonuçta koloni en azından gözcü
arıların çoğunluğunun değerlendirmesine göre yöredeki olabilecek en iyi
yeri seçer. Arıların yeni yuva için karar verme süreçleri bir kaç gün
alabilir. Çünkü her arı olası yuva yerini son derece ayrıntılı inceler
ve 500 kadar işçi arının çeşitli olasılıkları kıyaslaması sonunda
çoğunluğun ortak bir karara varması zaman alır. Bu zaman boyunca arı
kümesinin diğer üyeleri daha önce belirttiğimiz gibi buldukları ağaçta
üzüm salkımına benzer bir şekil oluşturarak bekler ve ancak gözcüler
tarafından kesin karar verildiğinde işçi arıların rehberliğinde yeni
yuvalarına hareket ederler.
Arıların yaptıkları işin öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için bu
davranışların teker teker incelenmesinde fayda vardır. Öncelikle gözcü
arıların buldukları yeni yerin uygunluğuna neye göre karar verdiklerine
bakalım.
Gözcü arılar, yeni yerleşim yerinin yerden
yüksekliği, dışarı açılan delikleri varsa bunların yamanabilir olması,
iç mekan genişliği gibi birçok ayrıntıyı göz önünde bulundurarak yuva
ararlar. Bundan başka girişin uygun olmasına özellikle dikkat ederler.
Kovanın giriş deliği, hırsız arıları, sincapları ve kuşları engelleyecek
kadar küçük olmalıdır ama aynı zamanda bal uçuşundan nektarla dolu
olarak dönen arıların içeri rahatça girebilecekleri gibi bir genişliğe
de sahip olması gerekmektedir. Aksi takdirde yiyecek toplayan arılar
kovandan içeri girebilmek için beklemek zorunda kalırlar. Kovan
girişinin genel olarak küçük olması tercih edilir. Çünkü eğer giriş çok
geniş olursa kovanın savunması güçleşecektir. Bundan başka kışın ısı
kaybı çok olacağı için, kovanın ısısının dengede tutulması da daha zor
olacaktır.
 |
|
 |
|
Resimlerde fikir birliğine vararak, ağaç kovuklarına yuva
yapmış arılar görülmektedir.
|
|
Bir yeri arıların kovan olarak
kullanabilmesi için gerekli olan özelliklerden başka bir tanesi de
yuvanın genişliğinin ölçüsüdür. Örneğin bir ağaç kovuğunu ele alalım.
Buradaki alan çok büyük olursa arılar kovanı ısıtmakta zorlanacaklardır.
Ama arılar yuvanın küçük olmasındansa büyük olmasını tercih ederler.
Çünkü gereksiz boşlukları arı reçinesi ile doldurabilirler. Yuvadaki
alan kısıtlı olduğunda problemler daha büyük olacaktır. Çünkü depo
olarak kullanılan alan da kısıtlı olacağından kış için yeterince yiyecek
depo edemeyeceklerdir. Bu ise, tüm koloninin ölümüyle sonuçlanabilecek
kadar ciddi bir problem yaratacaktır.
Başka bir ayrıntı ise kovan girişinin
güneşe bakış açısı ile ilgilidir. Bilindiği gibi girişi kuzeye bakan bir
yer daha soğuk olacağı için barınmaya elverişli değildir. Gözcü arılar
yeni kovan arayışlarında bu önemli ayrıntıyı da göz önünde
bulundururlar.
Araştırmalarının sonucunda uygun olduğuna
kanaat getirdikleri alanı tespit eden gözcü arılar, bu yeri aynı
çiçekleri işaretledikleri gibi kokularıyla işaretlerler. Koku keselerini
açığa çıkararak yeni kovan alanında bir süre kalan arılar, bu sayede
koloni kokularının yeni yerleşim yerlerine sinmesini sağlamış olurlar.
Koloni Harekete Geçiyor
Gözcü arılar bir süre sonra koloninin kendilerini beklediği alana
varırlar ve dans ederek buldukları yeri arkadaşlarına gösterirler. Bu
dans, arıların yiyeceğin bulunduğu yeri göstermek için yaptıkları dansın
aynısıdır. Yuva yapmaya uygun görülen yerin yönü, sekiz rakamı
şeklindeki dansın arının düz çizgi üzerinde sağa-sola doğru sallandığı
bölümüyle gösterilir. Bulunan yerin yuva yapmaya uygunluğu dansın
şiddetiyle belirtilir. Arılar bütün şartlara uygun ideal bir yuva için
yarım saat ya da bir saat kadar dansedebilirler. Eğer bulunan yer o
kadar uygun değilse arıların dansı daha isteksiz olur.
Arıların hep birlikte bir yöne yönelmeleri
ise hemen gerçekleşmez. Çünkü gözcü arılar kilometrelerce karelik bir
alanda keşfe çıkmışlardır ve her gözcü grubu döndüğünde farklı yerleri
koloniye önermektedir. Koloninin bulunduğu bölgede her an dans eden
birkaç grup arı bulunabilir. Kimi zaman bu grupların hepsi farklı bir
yönü gösterirler.
Gözcü arıların dansları beklemekte olan
kümeden bazı arıların ayrılarak tarif edilen yöne doğru uçmalarına kadar
sürer. Bu arılar gözcü arıların koloni kokularını bıraktıkları yeri
bulana kadar çevreyi taramaya devam ederler. En uygun yerleşim alanına
daha fazla sayıda ziyaretçi arı gider ve bu şekilde koloni kokusu bu
alana iyice yerleşir.
Üzüm salkımı şeklindeki kümelenmeden en geç bir hafta sonra arı
kümesi tamamen çözülür ve arılar yeni mekanlarına doğru toplu halde
uçarlar. Koloni havada hareket etmeye başladığında, yeni yerleşim
alanına alışmış olan arılar kümeye, koku salgılarıyla liderlik ederler
ve arı kümesi başka bir bilgiye ihtiyaç duymadan yerleşim alanına
taşınır. Kraliçe de mutlaka bu kümeyle birlikte hareket etmelidir. Çünkü
koloniyi birarada tutan kraliçe arının varlığıdır. Kraliçe arının koloni
ile birlikte olmaması durumunda arı topluluğu yanılarak eski bulunduğu
yere geri dönecektir
Görüldüğü gibi arıların yeni bir koloni oluşturmaları sırasında
yaptıkları tüm davranışlar son derece bilinçlidir. Ve bu olay sırasında
arılarda görülen plan yapma, mantık yürüterek seçim yapma gibi
özellikler mutlak surette akıl gerektirir. Oysa arılarda müstakil bir
aklın varlığından söz etmek mümkün değildir. Daha önce de belirttiğimiz
gibi arılar, sonuçta birkaç santimlik böceklerdir. Beyin kapasiteleri
son derece sınırlıdır. Tüm bu anlatılanları yapanlar akıl ve mantık
sahibi insanlar olsa makul karşılanabilir. Ama tüm bunları yapanlar
arılar olunca insanın durup bir düşünmesi gerekir.
 |
Arılar uygun bir yer
bulamadıklarında ağaç üstlerine geçici yuvalar yaparlar.
Yandaki resimde bütün tehlikelere açık olan
bu yuvalardan bir tanesinde yapılmış olan petekler
görülmektedir. |
|
Bu canlılar böylesine kapsamlı bir
planlamayı nasıl başarmaktadırlar? Bunlar akılsız ve bilinçsiz
canlıların tesadüfen öğrenebileceği şeyler değildir. Çünkü "öğrenme"
fiili de sonuç olarak bir şuur ve irade gerektirir. Elbette arı
dediğimiz canlılar bu şuur ve iradeye sahip olamazlar.
Eski Kovanda Neler Olup Bitiyor...
"Oğul verme" işlemi tamamlandıktan sonra arıların yaklaşık yarısı
veya daha fazlası eski kovanda kalmıştır.
Kovandaki kraliçe arı, yeni kraliçe daha
ortaya çıkmadan kovandan ayrılmış olduğu için ana kovan bir süre için
kraliçesiz kalır. Fakat bu durum ancak bir kaç gün sürer. Çünkü "oğul
verme" işleminden kısa bir süre sonra genç kraliçe arılardan biri
gelişimini tamamlar ve hücresini terk ederek kovandaki yeni hayatına
başlar.
Eğer eski kraliçe, yeni kraliçe adayları hücreden çıkmadan kovanı
terk etmemişse bu durum, onun yaşlandığını gösterir. Bu durumda eski
kraliçe yeni kraliçe tarafından sokularak öldürülecektir.
Ama bazen de kraliçe yaşlı olmamasına rağmen sadece hava şartları
nedeniyle kovanı terk edemez. Bu ise, son derece tehlikeli olabilir.
Çünkü eski kraliçe kovandayken yeni bir kraliçe ortaya çıkarsa bu
arıların savaşacağı ve birinden birinin mutlaka öleceği açıktır.
Kovandaki dengeleri bozabilecek bu karışıklığı engellemek için ise
arılar şaşırtıcı bir yöntem kullanırlar. Gelişimlerini tamamlayan ve
pupalarını yararak dışarı çıkmaya çalışan kraliçe adaylarının hücre
kapaklarını eskisinden daha sağlam bir biçimde kapatırlar. Bu arada
onlar için küçük bir boşluk açmayı da ihmal etmezler. İşçi arılar daha
sonra bu delikten kraliçe adaylarını besleyeceklerdir.
Ama sorun bununla da bitmemektedir. Eski
kraliçe kovanda her zamankinden daha aktif vaziyette sürekli
dolaşmaktadır. Eğer yeni kraliçeleri fark ederse onları tahrip etmek
isteyecektir. Ancak buna izin verilmez. İşçi arılar, kraliçe
hücrelerinin üzerine kümelenir ve eğer kraliçe bunlara zarar vermek için
yaklaşırsa onu geri iterler.
İşçi arıların bütün çabaları yeni kraliçeyi ve dolayısıyla koloniyi
korumaktır. Bunun için de her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak
alınan tedbirler neticesinde kraliçeler korunmuş olur.
Bazen bir arı topluluğunun birden fazla oğul vermesi gerekebilir. Bu durumda eğer yeni genç kraliçe de ikinci oğul için kovanı terk edecekse o zaman işçiler hemen yeni bir kraliçe daha yetiştirmeye başlarlar.
ARI'LARIN HAYATI SONRAKİ SAYFADA

|