Kraliçe Arı Yaşlanınca...
Kraliçe arının yaşı ilerledikçe gücü de
zayıflar ve bunun sonuçları kovan içinde görülmeye başlar. Örneğin
kraliçenin yumurtlaması yavaşlar ve en önemlisi salgıladığı özel sıvı
azalır. Bu belirtiler işçi arılar için de bir işarettir. Bilindiği gibi
işçi arıları yeni kraliçe yetiştirmekten alıkoyan kraliçenin salgıladığı
bu sıvıdır. Bunun azalmasıyla birlikte işçiler hemen yeni kraliçe
hücreleri inşa etmeye başlar ve yeni kraliçeler yetiştirmek için
harekete geçerler. Kovandaki şartlar normal seyrinde ilerlediği sürece
bir arı topluluğunun beklenmedik bir anda kraliçesiz kalması söz konusu
değildir. Çünkü şartlar aniden değişip de koloninin kraliçesiz kalma
tehlikesi ortaya çıktığında, işçi arılar hemen var olan larvalardan
birkaç tanesini kraliçe besini ile beslemeye başlarlar.
Burada yine son derece önemli bir nokta vardır. Daha önce
belirttiğimiz gibi kraliçe arı olarak yetiştirilen larvaların hücreleri
normal şartlarda diğerlerine oranla daha geniş hazırlanır. Oysa ani
durumlarda kraliçe arı olarak yetiştirilmek zorunda kalınan larvaları
daha büyük boyutlarda bir hücreye taşımak gibi bir imkan yoktur. Bu
arıların hücreleri normal boyutlardadır. Aslında bu, yeni yetiştirilen
kraliçelerin gelişiminde problem yaratabilecek bir durumdur. Ama arılar
açısından bu bir sorun oluşturmaz.
İşçi arılar ani durumlarda kraliçe olarak
yetiştirilmek üzere seçilmiş olan larvaların bulundukları hücrelerin
çevresindeki diğer hücreleri yırtmaya başlarlar. Amaçları normal
hücreleri genişleterek kraliçe hücresi haline getirmektir. Her yeni
kraliçe hücresi için birkaç tane işçi hücresi bozulur. Tabi bu arada bu
hücrelerdeki larvalar da ölürler.
Ancak bu kaybın kovan açısından bir önemi yoktur, çünkü işçi arıların
bu hareketi tüm bir arı kolonisinin devamının sağlanması bakımından
gereklidir. Arılar birkaç işçi arı yerine bir kraliçe arı adayının
yaşamasını tercih ederler. Kraliçe hücresinin bu şekilde
hazırlanmasından sonra, yeni kraliçe adayları, işçiler tarafından arı
sütü ile beslenecektir.
Özel olarak yetiştirilen kraliçe, bir süre sonra hücresinden çıkar ve
rakiplerini yok etme işlemlerine başlar.
Kraliçe arı hücresinden ilk çıktığı andan kovanı terk edene kadar ne
yapacağını çok iyi bilmektedir. Kraliçe arının belli bir amaca yönelik
şuurlu hareketlerinin, bu amacına ulaşması için gerekli olan her türlü
donanıma eksiksiz sahip olması gibi detayların tek bir açıklaması
vardır. Arılar Allah'ın kendilerine ilham ettiği bir şuura sahiptir ve
O'nun dilemesiyle bu hareketleri yapmaktadırlar.
ERKEK ARILAR
Her arının çok fazla görevinin olduğu arı kolonilerindeki tek istisna
erkek arılardır. Erkek arılar ne kovanın savunmasına, ne temizliğine, ne
de besin toplamaya bir katkıda bulunurlar. Erkek arıların kovan içindeki
tek fonksiyonları kraliçe arıyı döllemektir.66 Çiftleşme organları
dışında diğer arılarda bulunan özelliklerin hemen hemen hiçbirine sahip
olmadıkları için erkek arıların kraliçe arıyı döllemekten başka bir iş
yapması mümkün değildir. Dişi arılar ve erkek arılar arasında çok
belirgin farklılıklar vardır. Bu farklardan birkaçını şöyle
sıralayabiliriz:
-Dişi arıların polen keseleri vardır, erkeklerinse yoktur.
-Dişi arıların zehirli iğnesi vardır, erkeklerde ise yoktur.
-Dişi arıların ayaklarında polen toplamaya yarayan fırçalar,
karınlarında tüyler vardır, erkeklerde bunlar yoktur.
-Dişi arıların balmumu bezleri vardır, erkeklerde yoktur.
-Dişi arılar petek inşa eder, erkekler edemezler.
-Dişi arılar yön bildirme dansı gibi yeteneklere sahiptir, erkeklerin
ise böyle yetenekleri yoktur.
-Dişi arılar besin toplayabilir, erkekler toplayamaz.
-Dişi arılar dadılık yapar, erkek arılar yapamazlar.
Kış mevsiminde kovanda yalnızca dişi arılar bulunur. Çünkü erkek
arılar kış gelmeden ya kovandan atılır ya da öldürülür. Ancak kış
mevsiminin bitmesiyle birlikte işçi arılar erkek petek hücreleri inşa
etmeye başlar. Kraliçe arı da bu hücrelerin içine erkek arıları
oluşturacak yumurtalarını bırakır. Mayıs ayı başlangıcında da erkek
arılar hücrelerinden çıkmaya başlar.
Genelde bu aylar eski kraliçenin yeni koloniler kurmak için kovandan
ayrıldığı ve kovanlarda yeni kraliçelerin yetiştirildiği aylardır. İşte
bu dönemde yeni kraliçenin yumurtlayabilmesi için çiftleşme uçuşuna
çıkması gerekmektedir. Bu da işçilerin erkek arı yetiştirme
nedenlerinden bir tanesidir.
Erkek arılar son derece beceriksiz olmalarına rağmen kraliçeyle
çiftleşene kadar işçi arılar tarafından hep el üstünde tutulurlar.
Kovanda bulunan 400-500 erkek arıdan sadece birini beslemek için, 5-6
işçi arının hiç durmadan çalışması gerekmektedir. Yani bir kovandaki
işçi arılardan 2-3 bin tanesinin belli bir dönem için tek görevi
erkeklerin bakımını sağlamaktır.
Aslında kraliçe arının çiftleşmesi için en fazla 10 erkek arı
yeterlidir. Buna rağmen bir arı topluluğunda yüzlerce erkek arı yetişir.
Kovanda yapılacak işlerin çokluğuna rağmen işçi arıların bir bölümü tüm
vakitlerini erkek arıların bakımına harcarlar. Bu, son derece önemli bir
görevdir. Çünkü kraliçe arı çiftleşme uçuşu için dışarı çıktığında
mutlaka erkek arı bulmak zorundadır. Arıların yusufçuk gibi
düşmanlarının olduğu ve erkeklerin kendilerini savunabilecekleri zehir
ve iğne gibi silahlardan yoksun oldukları düşünülürse çok sayıda
olmalarının önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Kışın kovandaki nüfus biraz düşer, ancak bahar
öncesi yeni işçiler yetiştirildiği için nüfus tekrar
yükselmeye başlar. Bu artış oğul vermeye kadar sürer. (James
Honey Bee, s. 27)
|
|
Hiçbir işe yaramamalarına rağmen erkek arılara belli bir dönem için
işçi arılar tarafından özenli bir bakım uygulanması, bütün kovanın
güvenliği açısından alınmış oldukça önemli bir tedbirdir. Elbette ki
bu tedbirin alınmasının çok önemli bir amacı vardır. Amaç kovanın
devamlılığının sağlanması, kraliçenin çiftleşmesinin riske
atılmamasıdır. Bu durumda akla arıların bu önemli kararı nasıl
aldıkları sorusu gelecektir. Arılar bu stratejiyi oturup topluca mı
belirlemişlerdir? Yoksa bunun böyle olması gerektiğini tesadüfen
keşfetmişler ve bunun iyi bir strateji olduğunu bir şekilde anlayarak
devam ettirmeye mi karar vermişlerdir?
Elbette ki arılar bunların hiçbirini
kendi kendilerine yapamazlar ve böyle bir kararı veremezler. Arıların
karar verme mekanizmaları, strateji belirleyip daha sonra da bunu
uygulamaya geçirecek bilinçleri yoktur.
Erkek arıların sayısı kısıtlı olsa döllenme işleminin
gerçekleşmesinde çeşitli problemler ortaya çıkabilirdi. Örneğin erkek
arılardan bir kısmı kraliçeyi bulamayabilirdi ya da çok fazla sayıda
olan düşmanlara yem olabilirlerdi. Bu da kraliçenin sperm kesesini
yeteri kadar dolduramamasına ve dolayısıyla kovanda yeteri kadar arı
üretilememesine neden olabilirdi. Oysa böyle olmaz. Her zaman kovanda
yeteri kadar erkek arı bulunur. arılar kovanda gezinen ve hiçbir işle ilgilenmeyen erkek
arılara çiftleşme döneminin sonuna kadar bakarlar.
Erkek Arılardaki Tasarım, Çiftleşme ve
Sonrası
Erkek arılar, doğduktan 2 hafta kadar sonra kovan dışına çıkarak
kraliçe arıyı aramaya başlarlar. Erkek arıların çiftleşme döneminde
kraliçenin salgıladığı maddenin yeni bir işlevi daha ortaya çıkar. Erkek
arılar çiftleşme uçuşuna çıkan kraliçeyi işte bu madde sayesinde
bulurlar. Erkek arıların kovandaki dişi arılara (işçi arılar ve
kraliçeye) göre anatomik yönden bazı üstünlükleri vardır. Örneğin
erkeklerin gözleri işçilere göre daha fazla (8-10 bin) parçadan oluşur.
Antenlerindeki koklama organlarında ise çok daha fazla (2.600 tane)
gözenek vardır. Ayrıca kanatları da işçilere göre daha kuvvetlidir.
Dikkat edilecek olunursa erkeklerin diğer arılara göre farklı olan
tüm özellikleri belli bir amaca yönelik tasarlanmış özelliklerdir. Bu
amaç erkek arıların kraliçeyi kolay bulabilmeleridir. Erkeklerin
kraliçeyi aramaları sırasında uzun süre yükseklerde uçabilmelerini ve
kraliçenin kokusunu çok uzaklardan algılayabilmelerini sağlayacak
sistemlere ihtiyaçları vardır. Ve erkek arılarda, kovandaki diğer bütün
arılardan farklı olarak bu özellikler mevcuttur.
Her canlının kendisi için gerekli olan
özelliklere sahip olması evrende var olan kusursuz düzenin
göstergelerinden yalnızca bir tanesidir. Böyle bir düzenin tesadüfen
oluşamayacağı kesin bir gerçektir.
Erkek Arıları Bekleyen Son
Kraliçe arı ile erkek arının buluşması genellikle yükseklerde
gerçekleşir. Erkek arılar 4.5 metreden alçakta kraliçeye yaklaşamazlar.
Çiftleşme ile birlikte erkek arının sperm keseciği dahil olmak üzere tüm
erkeklik organları vücudundan kopar ve erkek arılar çiftleşmeyi
gerçekleştirir gerçekleştirmez ölürler.Kraliçeyle çiftleşmeyi
başaramayan diğer erkeklerin de çok fazla ömrü kalmamıştır. Erkek arılar
yalnız ilkbaharda ve yaz başlangıcında yaşar sonra işçi arılar
tarafından imha edilirler. Çiftleşme uçuşunun zamanı geçip, yazın
sıcaklarıyla beraber çiçeklerin nektarları da azalmaya başlayınca
işçilerin erkeklere karşı davranışları da tamamen değişir. İşçi arılar,
erkek arılara çiftleşme döneminde büyük bir özenle baktıkları halde, bu
dönemin sona ermesiyle birlikte erkeklerin kanatlarını yolmaya ve onlara
saldırmaya başlarlar. Eğer erkek arılar birşey yemek isterlerse, işçi
arılar onları kuvvetli çeneleriyle, antenlerinden veya bacaklarından
tutarak kovan kapısına sürükler ve dışarı atarlar.
Kovan dışına
atılan erkek arılar çok kısa bir süre içinde açlıktan ölürler. Çünkü
kendi besinlerini kendileri bulma kabiliyetinden yoksundurlar. Bunun
için ısrarla tekrar kovana girmek isterler. Fakat yine işçi arıların
ısırmaları ve hatta ölümlerine sebep olacak zehirli iğneleri ile
karşılaşırlar. Erkek arılar işçi arılara oranla daha iri olmalarına
rağmen bu saldırıya karşı koyamazlar.70 Erkek arıların kovandan
çıkarılmasından, gelecek senenin ilkbaharına kadar geçen süre boyunca
dişi arılar (kraliçe ve işçiler) kovanda kendi kendilerine kalırlar.
Şimdi burada erkek arıların durumunu, evrimci iddiaları göz önünde
bulundurarak değerlendirelim. Biraz önce anlattığımız gibi, erkek arılar
çiftleşme uçuşunun ardından kısa süre içinde ölürler. Bu, evrimci
iddialarla açıklanması mümkün olmayan bir davranıştır. Erkek arının
ölümü göze alarak soyunu devam ettirmek üzere çiftleşme uçuşuna çıkması,
"yaşam mücadelesi" kavramıyla taban tabana zıttır. Eğer evrimin doğada
var olduğunu iddia ettiği mekanizmalar var olsaydı, erkek arılar şu ana
kadar çoktan kendi lehlerinde olacak bir evrimsel süreç geçirirlerdi.
Oysa milyonlarca yıldır erkek arılar, sonunun kendileri için ölüm
olacağını bilerek çiftleşme uçuşuna çıkmaktadırlar.
Kısacası evrim teorisinin herhangi bir
iddiası ile, balarıları arasında yaşanan böylesine bir fedakarlık
örneğinin açıklanması mümkün değildir. Bir canlının kendi can
güvenliğini bir kenara bırakıp, içinde yaşadığı grup üyelerinin
güvenliğini ve rahatını sağlamaya çalışmasının tek bir açıklaması
olabilir: Arı kovanında yaşanan düzen, üstün akıl sahibi bir tasarımcı
tarafından belirlenmiş ve bu tasarımcı kovandaki her arıya birbirinden
farklı görevler vermiştir. Kovanda yaşayan arılar, kendilerine verilen
bu görevlere uygun davranır ve gerekirse bu uğurda kendilerini feda
ederler. Önemli olan grubun düzeninin devamıdır; bunun için gereken
fedakarlık da, bilinç ve muhakemeden yoksun arıların iradesiyle değil,
onları yöneten iradenin isteğiyle gerçekleşebilir.
Kovanda Nüfus Planlaması
Kovandaki özel sistem sayesinde binlerce dişi arı, hiçbir işe
yaramayan erkek arılara kış boyunca bakmak yerine, kovan içindeki ve
dışındaki daha faydalı işlerle uğraşırlar. Arı kolonisinin devamı için
kış aylarında ayakta kalmak çok önemlidir. Daha fazla birey, daha fazla
besin stoğu gerektirecek, bunun için daha fazla petek üretilmesi ve
dolayısıyla daha çok çaba gerekecektir. Üstelik erkekler dişilere göre
oldukça iridir ve bakımları da o oranda zahmetlidir.
Arılar gerekli durumlarda sadece erkekleri imha etmekle kalmaz eğer
yiyecek stokları yetersizse yumurtaları ve larvaları da imha
edebilirler. Bu, arıların koloninin sayısını düşürmek için uyguladıkları
bir yöntemdir.
Arılar kovanda nüfus planlaması yaparken
kademeli olarak ve denetimli bir şekilde larva veya pupa aşamasındaki
yeni bireyleri de yok edebilirler. Bu yöntemle nüfuslarını 1/5 oranında
azalttıkları gözlenmiştir.
Buraya kadar anlatılan konularda da görüldüğü gibi arıların hayatında
kusursuz bir denetim ve düzen söz konusudur. Arıların her türlü
ihtiyaçlarını karşılayabildikleri kovan düzeni, arıların üstün bir Akıl
tarafından yaratıldıklarının bir göstergesidir. Akıl sahibi insanlara düşen
de bu canlılar üzerinde düşünüp hikmetleri görebilmek ve sonuç
çıkarabilmektir.
ARI'LARIN HAYATI - DEVAMI SONRAKİ
SAYFADA

|