Akrep'ler

Özellikleri
Boy: Türe göre değişir, çoğunluk 5 cm.
Renk: Sarı, mavi, kırmızımsı kahverengi ve siyah
2,5–5 cm civarında türüne göre siyah, sarı, kahverengi, mavi olabilir. Böceklerle beslenirler. Genelde taş duvar kovuklarında, toprak deliklerde, bodrum, çatı, ahşap bina, depo, moloz yığını gibi yerlerde yuvalanırlar. Yuva ve yiyecek bulmak için binalara yaklaşır veya girerler. Ev içine girince yatakta, ayakkabı içi gibi her yerde rastlamak mümkündür. Geceleri aktiftirler. Gündüzleri karanlık ve serin yerlerde, yuvalarında geçirirler. Bahar ve sonbahar yağmurlarıyla aşağıdaki yuvalarını su basınca bina içerisine girişleri sıklaşır.
"Çok zehirlidirler. Koruma içgüdüsüyle temas edince sokarlar. İnsanlarda hayati tehdit oluştururlar."
Davranışları
Akrepler böcek yiyerek beslenirler. Yiyecek bulma
ve korunma amacıyla açık noktalardan bina içlerine girerler. İç alana
girdiklerinde elbise, ayakkabı, yatak gibi risk yaratan noktalarda
dolaşırlar.
Yaşam Alanları
Tüm akrepler sokar ancak, çok az türleri hariç,
yalnız böcek sokmasına alerjik reaksiyon verenler için tehlikelidirler.
Sokma vakalarında doktora gidilmesi gerekir.
Mücadele İpuçları
Bir konutun çevresindeki akrep sayısını azaltmak
için, mümkün olduğunca yerdeki yığın, döküntü ve bitkilerden kurtulmak
gerekir. Ultraviyole ışık altında tüm akrepler yeşil renkte parlarlar,
dolayısıyla akreplerin bulunduğu yerlerde gece yürürken, taşınabilir bu
tür bir lamba faydalı olacaktır. İstila durumunda profesyonel hizmet
alınması kalıcı çözüm üretmek açısından daha doğrudur.

AKREP SOKMALARI (SCORPIONIZM) VE AKREP ZEHİRLERİ
Akrep sokmalarında görülen semptomlar ve diğer alametler: Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan insanlar, akrep sokmalarından fazla etkilenmektedir. Aslında iğnenin sokulan organda bıraktığı deliğin derinliği de zehirlenmenin etkisini belli eder. Eğer iğne kemiğe denk gelmişse alttaki yumuşak dokulu kısımlara ulaşamadığından çok daha az etki bırakır. Bütün akrepler, nörotoksik (merkezi sinir sistemini etkileyen) bir zehire sahiptir. Ancak bazı ekzotik türler sitotoksik (hücreleri etkileyen) zehire sahiptir.
Akrep sokmalarında görülen semptomlar ve diğer alametler;
· Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen sokulma işareti (iğne izi),
· Semptomlar, esas 30 dakika veya bazen 4-12 saat sonra görülmeye başlar ve takip eden 24 saat boyunca artarak kendini gösterir. Ağrı, belli bir bölgede olabileceği gibi, karındaki kramplar şeklinde başka bir yerde de oluşabilir.
· Yanma hissi ile genellikle el, ayak, yüz ve baş derisinde görülen iğnelenme, karıncalanma ve aşırı bir duyarlılık (paraesthesia),
· Giyecek birşeyler arama, yatağa girme isteği gibi deride aşırı duyarlılık ve sesten bile rahatsızlık (hyperaesthesia).
· Bacakları bükememe şeklinde kas koordinasyon bozukluğu veya yürürken sarhoş gibi davranma, istem dışı hareketler, titreme, halsizlik (ataxia),
· Bazı türlerde (Afrika'daki Parabuthus spp. gibi) nabzın 100-150'ye çıkması (tachycardia),
· Yeme ve yutma sorunları (dysphagia),
· Konuşma zorluğu (dysarthia),
· Başağrısı, kusma ve ishal (diarrhea),
· Hastanın göz kapaklarının bükülmesi, sarkması (ptosis),
· Bebeklerde hiperaktiflik ve sebepsiz yere ağlamalar,
· İdrar güçlüğü,
· Solunum güçlüğü ve buna bağlı ölüm.
Akrep sokmalarına karşı: · Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla dolaşılmamalı, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giyilmeli,
· Akreplere çıplak elle dokunulmamalı,
· Kamp yaparken veya açık arazide yatarken; doğrudan zeminde yatılmamalı,
· Arazide çeşitli amaçlarla taş veya ağaç kütüğü vs. kaldırırken dikkatli olmak; taş altında olabilecek bir canlıyı araştıran araştırıcının (biyoloğun) taşı kendine doğru çevirmesi (karşıya doğru değil!) gerekir.
· Bölgenin akreplerinin yüksek zehirli veya pek zararsız olup olmadıklarını öğrenmekte de yarar vardır.
Zehirlenmelerde yapılması uygun olacak tedbirler: · İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı.
· Hyperaesthesia durumunda ağrıyı hafifletmek için hastaya bir analjezik (Aspirin, Paracetamol) verilebilir ve hemen hastaneye sevketmeli,
· Kalp ve solunum fonksiyonları takip edilmeli,
· Sistemik semptom görülen hastalar ile bilhassa çocuklar ve yaşlılar 24-48 saat süreyle müşahade altında tutulmalı,
· Hareket edilmemeli ve yara temiz tutulmalı,
· Panzehir, sadece ciddi zehirlenme durumlarında tatbik edilmeli,
· Antihistamin ve steroidler sadece panzehire karşı alerjik tepkimeler görüldüğünde uygulanmalı,
· Anaphylactic tepkimeler daima takip edilmeli ve görülürse adrenalin uygulamalı,
· Ağrı ve krampları önlemek için damar içine (intravenöz) 10 cc 10% kalsiyum glukonat IV uygulanabilir. Ancak bu da sadece 20-30 dakika süreyle etkisini sürdürür.
· Enfeksiyonu önlemek için tetanoz iğnesi yapılabilir.
· Zehir gözlere temas edecek olursa; bol su veya süt vs. gibi bir sıvı ile yıkanmalıdır.
Yapılması yanlış olacak uygulamalar:
· Sokulan yeri bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel yöntemler "kocakarı ilaçları vs." kullanılmamalı,
· Semptomların etkisini azaltmak için alkol kullanılmamalı,
· Kuvvetli bir zehirlenmeye bağlı herhangi bir semptom veya alamet yoksa, panzehir (antivenom) kullanılmamalı,
· Örümcek veya yılan panzehirleri kullanılmamalı,
· Fazla salya salgılamayı (daha çok Afrika'daki Parabuthus türlerinde görülür) önlemek için (başka alerjik durumlara sebep olmaması için) atropin tatbik edilmemeli,
· Morfin ve morfin benzeri acıyı azaltacak şeyler kullanılmamalı; zira bunlar nabzın artmasına ve solunum güçlüklerine sebep olabilir.
|
AKREBİN ALGI YETENEĞİ
Çölde yaşayan kum akrepleri, küçük hayvanlar
içinde en tehlikeli olanlardandır. Bu akrep türünün gözleri hemen
hemen hiç görmez. Buna rağmen geceleri avlarının yerini büyük bir
ustalıkla belirleyebilirler. Peki bu şaşırtıcı olay nasıl
gerçekleşir?
Bu durum, akrebin sekiz ayağında da bulunan yarık
biçimindeki mükemmel algılayıcılarla ilgilidir. Bu algılayıcılar,
milimetrenin milyonda birinden daha küçük titreşimlere yol açan
hareketleri bile belirleyebilecek kadar hassastırlar.
Akrebin yakınlarında bir yere bir kelebeğin
konduğunu düşünelim. Yere konan kelebek yerde iki tip titreşim
dalgası oluşturur. Birincisi saniyede 150 metre hızla ilerleyen
hacim dalgalarıdır. İkincisi ise yüzeye paralel olarak saniyede 50
metre hızla yayılan "Rayleigh" denilen dalgalardır. Ava olan
mesafe, bu iki dalganın akrebe ulaşma süreleri arasındaki fark
tespit edilerek belirlenir.
Avın ne kadar uzakta olduğunu bilmek elbette tam
bir tesbit anlamına gelmez. Bu nedenle hedefin hangi yönde
olduğunun bilinmesi de şarttır.
 |
|
Çöl akrebi milyonlarca
yıldır kum üzerindeki en ufak titreşimleri dahi
algılayabilecek hassasiyette sistemlere sahiptir. İnsanlar ise
uzun yıllar içinde bilim alanında edindikleri birikimler
sonucunda titreşim sensörleri yapabilmişlerdir. |
Akrebin bacakları yaklaşık 5 cm. çaplı bir daire
üzerinde yere basar. Dolayısıyla avın yaydığı Rayleigh dalgasının
akrebin ava en yakın bacağına ulaşmasıyla, en uzaktaki
algılayıcıya varması arasında 5 milisaniye (saniyenin iki yüzde
biri) kadar bir fark olur. Algılayıcılardan biri, Rayleigh
dalgasını belirlediğinde, sinir hücreleri akrebin sinir sistemi
merkezine bir sinyal yollar. Bu uyarıcı sinyal, karşı taraftaki üç
ayaktan gecikmiş olarak gelen dalgaları algılayan sinire de
ulaştırılır. Ancak bu üç bacaktan gelen sinyaller bastırılarak
sinir sistemi merkezine anında ulaştırılmaz.
Böylece her defasında erken gelen sinyale kaynak
oluşturan ayak ile diğer taraftaki üç ayağın konumu
değerlendirmeye alınır. Bu konumsal değerlendirmeyle dalganın
kaynağının yönü belirlenir.
Eğer uyarıcı sinyal ile baskılanan
sinyallerin ayaktaki algılayıcılara ulaşması arasındaki fark
saniyenin beş yüzde biri kadarsa, sinir sistemi merkezi her iki
sinyali de gecikmesiz olarak aynı anda algılar. Bu ise akrep için,
harekete geçme ve "saldırı için mükemmel tasarlanmış silahlarını
kullan" anlamına gelir.
|
 |
1-CİĞERLER
Akreplerin karınlarında sekiz adet
nefes deliği bulunur. Bunlardan sadece biri açık olsa bile
akrep hiç zorlanmadan nefes almaya devam eder. Güçlü ciğerleri
sayesinde iki gün suyun altında rahatlıkla kalabilir.
2- GÜÇLÜ ZIRH
Vücudunu bir zırh gibi saran kabuğu, onu yalnız düşmanlarından
değil, radyasyondan bile koruyacak kadar dirençlidir. İnsan
vücudunun radyasyona direnci 600 rads dolayındadır. Oysa
akreplerde bu direnç 40.000 ile 150.000 rads'a kadar yükselir.
3- ZEHİRLİ MIZRAK
Akreplerin bazen insanı bile öldürecek derecede olan kuvvetli
zehirleri vücutlarının arka tarafında bulunan mızrakları
vasıtasıyla düşmanlara aktarılır.
4- KISKAÇLAR
Akrebin kıskaçlarının görevi, kurbanlarını iğnesiyle sokmadan
önce etkisiz hale getirmektir. Ayrıca kıskaçlar vasıtasıyla
kumu kazıp yer altına gizlenebilirler.
5- BEYİN
Akrep başından kuyruğuna kadar uzanan 15 sinir düğümünden
oluşan bir beyin yapısına sahiptir. Beynin bu yapısı hayvanın
süratli karar alma, refleks ve gerekli emirlerin organlara
ulaştırılması için büyük bir avantaj sağlar.
6- AYAKLAR
Ayaklarındaki alıcılar hayvanın her türlü hareketi, sesi ve
titreşimi algılamasını sağlamaktadır. Bu alıcılar o kadar
hassastır ki, akrep, yakınındaki bir canlının kumda
oluşturduğu titreşimleri, saniyenin 1/1000'i kadar olağanüstü
bir sürede algılayabilir. |
Ayaklardan gelen sinyalleri işlemden geçiren 8
sinir hücresi adeta bir komite gibi toplanıp,
her defasında avın yönünü ortak bir kararla belirlemektedir.
Bu belirleme nasıl gerçekleşmektedir? Bunun için
sinir hücreleri her seferinde bir toplantı yapmakta, verileri
belirlemekte ve sonuca mı ulaşmaktadırlar?
Böyle bir toplantının olmadığı, sinir hücrelerinin
sadece protein, yağ ve sudan oluşan varlıklar olduğu, bir akla ve
şuura sahip olmadıkları açıktır.
Bu mekanizma
milyonlarca yıldan beri, yaşamış her akrepte aynıdır.
|
|